MÜN’AKID Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MÜN’AKID kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜN'AKID: İn'ikad eden, bağlanan, bağlanmış, düğümlenmiş. * Teşkil olunmuş, resmi olarak iki taraf arasında kabul olunmuş. Kurulan, ictima eden.

MÜN’AKID ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AKD: Anlaşma. Sözleşme. * Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma.* Huk: Nikâh, hibe, vasiyet, bey’ u şirâ gibi şer’î bir muameleyi iki tarafın iltizam ve taahhüd etmeleridir, icab ile kabulün irtibatından ibarettir. Böyle bir muameleye mün’akid denir. Bunun böyle vücuda gelmesine de in’ikad denilir. Devamını Oku

  • MÜSELLEM(E): (Selm. den) Teslim olunmuş olan, doğruluğu şeksiz kabul edilen. Herkes tarafından kabul edilip emniyet ve itimad edilen. * Tasdik edilip inkâr edilmeyen. * Ayıplardan teberri olunmuş. Devamını Oku

  • MÜZEKKİ: (Zekâ. dan) Temizleyen, ıslâh eden, tezkiye eden. * Huk: Şâhitleri gizli olarak tezkiye eden kimse. Eskiden hâkimler, şâhit olarak gösterilen kişilerin iyi kimse olup olmadıklarını, şehadetlerinin kabul olunabilip olunamıyacağını icab eden kimselerden sorarlar, haklarında; “İyidir” denilenlerin şehadetlerini kabul ederlerdi. Devamını Oku

  • UKUD: (Akid. C.) Akidler. Şartlar, bağlar. İki tarafça kabul edilen şeyler. Devamını Oku

  • MÜTTEHİZ: Alan, ittihaz eden, kabul eden, nefsine alıp kabul eden. Devamını Oku

  • MÜRTESİM: İrtisam eden, resmi çıkan. Görünür hâle gelen. Devamını Oku

  • MÜFSİD: İfsad eden, fenalaştıran. Bozan. * Başlanmış ibadeti bozan. * Nifak koyan, fesad ilka eden.(Hiç bir müfsid, ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür. Yahut, bâtılı hak görür. Evet kimse demez “ayranım ekşidir.” Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hatta, benim sözüme de ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını Devamını Oku

  • MÜSTECAB: Hoş görülen. * İstediği kabul edilen. İcâbet olunmuş. Devamını Oku

  • MÜNFERİC: İnfirac eden. Çok açık. Açılan, genişleyen. * Gam, gussa ve kederden kurtulmuş. * Arası geniş. Açık olan. İki tarafı birbirinden uzak olan. Devamını Oku

  • MÜTEDENNİ: Tedenni eden, gerileyen, aşağılanan. Devamını Oku

  • MÜTENEZZİH: Tenezzüh eden, gezip eğlenen. * Tenezzüh edip düşünen. * Nezih, temiz olan. (Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-i İlâhîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki o güzellikleri görsün, o manzaralar arasında tenezzüh etsin; o harika nakışlara, zinetlere tefekkür ile hayran Devamını Oku

  • MÜTEKABBİL: (Kabul. den) Kabul eden, üstüne alan. Devamını Oku

  • MERASİM: (Mersem. C.) Resmi merasimler. Âdet hükmündeki gösterişler. Resmi muameleler. * Şiveler. Âdetler. Devamını Oku

  • MÜSAFİRHÂNE: f. Yolcu konağı, han, otel. * Misafir olarak geçen resmi kimselerin konaklıyacağı yer. * Mc: Dünya. Devamını Oku

  • MÜTEMERRİD: İnatçı, ısrar eden, dik kafalılık eden. Kibirlilik eden.(Dine muhalif felsefeden tam ders alan, bir firavun olur. Fakat en hasis şeye ibadet eden ve menfaat gördüğü her şeyi kendine rab telâkki eden bir firavun-u zelildir. Hem mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar