MÜNADEBE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜNADEBE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜNADEBE: İyilikleri sayılıp ağlanılan ölü. * Ölmüş bir kimsenin ahlâkını ve evsafını anıp ağlaşmak.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜNADEBE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜKEFFER: İyilikleri inkâr edilip kendisine teşekkür edilmeyen adam. Devamını Oku

  • HİLKIYYAT: Yaratılışla alâkalı, hilkatte olan evsaf. Devamını Oku

  • KIYAFET: Bir şeyin dış görünüşü, zâhiri. * Bir kimsenin giydiklerinin bütünü. * Heyet, şekil, suret. * Feraset. * Bir kimsenin ardınca olmak. Devamını Oku

  • MENDUB: Yapılması beğenilen iş. Şeriatın yasak etmediği veya emretmediği iş olmakla beraber yapılmasında sevab ve mendubiyet olan amel. Müstehab. * İyilikleri anlatılarak arkasından gözyaşı döküp ağlanan ölü. Devamını Oku

  • HILYE: Güzel sıfatlar, iyi hasletler. * Süs, zinet. * Peygamberimiz Hz.Muhammed’in (A.S.M.) evsafı ve bundan bahseden kitab. Devamını Oku

  • MÜSAVAT VE MÜVAZENE-İ ETVAR: Bir kimsenin tavır ve hareketlerinin ölçülü ve dengeli olması. Devamını Oku

  • HULEFÂ-İ MEHDİYYÎN: Mehdi olan halifeler. Yani âhir zamanda gelen büyük mehdinin bazı vâsıflarına sahib olan halifeler. (Bak: Mehdi)(Hz. Mehdi’ye dair muhtelif rivayetler var. Tafsilat ve tasvirat başka başkadır… Resul-i Ekrem (A.S.M.) vahye istinaden herbir asırda kuvve-i mâneviye-i ehl-i imanı muhafaza etmek için, hem dehşetli hadiselerde ye’se düşmemek için, hem âlem-i islâmiyetin bir silsile-i nuraniyesi olan Devamını Oku

  • KADH: Zemmetme, çekiştirme. Bir kimsenin ayıb ve kusurlarını söyleyerek gıybet etme. * Men’etmek, engel olmak. * Çakmak taşını çakmak. * Bir kimsenin işine halel vermek. Devamını Oku

  • MÜHTEZİM: Bir kimsenin malını zorla alıp gasbederek zulmeden. Devamını Oku

  • SİYER-İ NEBİ: Mevzuu Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) hayatı, ahlâkı ve yaşayışı olan, O’nun gaye ve cihanı irşad eden mesleğinden bahseden kitap.(Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ahvâl ve evsâfı, Siyer ve Tarih suretiyle beyan edilmiş. Fakat o evsaf ve ahvâl-i galibi, beşeriyetine bakar. Halbuki o Zât-ı Mübarek’in şahs-ı manevîsi ve mahiyet-i kudsiyesi o derece yüksek ve nuranidir ki; Devamını Oku

  • MÜRAŞE: Bir kimsenin üzerinde olan küçük hak. Devamını Oku

  • CİBAL-İ MÜBÂHA: Huk: Hiç bir kimsenin mülkiyeti altında bulunmayan dağlar. Devamını Oku

  • CİBAL-İ MÜBÂHA: Huk: Hiç bir kimsenin mülkiyeti altında bulunmayan dağlar. Devamını Oku

  • MÜTELAHHIZ: Ekşi birşey yiyen kimsenin yanında ağzı sulanan. Devamını Oku

  • MÜLK-İ YEMİN: Bir kimsenin mülkü olan köle veya câriye. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar