MÜKÂDERE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜKÂDERE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜKÂDERE: Men'etmek, engel olmak. Reddetmek, kabul etmemek.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜKÂDERE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ZENYAN: Men’etmek, engel olmak. Kabul etmemek, reddetmek. * Evmek, acele etmek. * Rüzgârın sert esmesi. Devamını Oku

  • CEVAB-I RED: Red cevâbı verip kabul etmemek. Reddetmek. Kabul etmemek yolunda söylenen söz. Devamını Oku

  • ADEM-İ KABUL: İsbatı tasdik etmemek. Şek, hükümsüzlük. İman hükümlerini lâkaydlıkla karşılamak, nefy ve inkâr etmek, kabul etmemek, göz kapamak gibi câhilâne bir hükümsüzlük. Bir terk, bir cehl-i mutlak. (Kabul etmemek başkadır. İnkâr etmek başkadır. Adem-i kabul, bir lâkaydlıktır, bir göz kapamaktır ve câhilâne bir hükümsüzlüktür. Bu surette, çok muhal şeyler onun içinde gizlenebilir. Onun aklı, Devamını Oku

  • CEVAB: Sorulan şeye söz veya yazıyla verilen karşılık. * Kabul etmemek. Reddetmek. * (Câbiye. C.) Havuzlar. Devamını Oku

  • TEVHİD-İ KIBLE: Sadece bir yere müteveccih olmak. Bir kıbleden başka kıble kabul etmemek. * Mc: Sadece bir üstad kabul etmek. Devamını Oku

  • REDD-İ HÂKİM: Taraf tutan hâkimi kabul etmeyip reddetmek. Devamını Oku

  • TELEVVÜM: Muntazır olmak, beklemek, gözlemek. * Kabul etmemek. Devamını Oku

  • CÜDERE: (C: Cüder) Ur dedikleri yumru. (İnsan bedeninde çıkar) Devamını Oku

  • İ’TİRAZ: (İtiraz) Kabul etmediğini bildirmek. Bir fikir veya işin olmasını kabul etmemek. * Men’ eylemek. Men’ olmak. Devamını Oku

  • MÜKÂBERE: (Kibr. den) Kendi sözünün haksızlığını ve karşısındakinin doğruluğunu bildiği hâlde kabul etmemek ve nizâ çıkarmak, kavga etmek. Kendini büyük görmek.(Hilkat-ı kâinatta bir hikmet-i tâmme görünüyor. Evet inayet-i ezeliyenin timsali olan hikmet-i İlâhiyye, kâinatın umumunda gösterdiği maslahatların riâyeti ve hikmetlerin iltizamı lisanı ile saadet-i ebediyeyi ilân eder. Çünkü, saadet-i ebediyye olmazsa, şu kâinatta bilbedahe sâbit Devamını Oku

  • KEHR (KÜHRÜRE): Yüz pörtürmek. * Men’etmek, engel olmak. Devamını Oku

  • TAZAMMUN: İhtiva etmek. İçine almak. İçinde başka şeyleri havi olmak. Muhit olmak. * Tazmini kabul etmek. Kefil olmak. * Man: Lâfzın, mevzuu olduğu mânanın cüz’üne delâlet etmesi. Devamını Oku

  • HAL’ (HULÂE): Debbâğların dibâgat ettikleri derinin kazıntısı. * Vurmak. * Men etmek, engel olmak. * Hediye vermek, atâ etmek. * Cima etmek. Devamını Oku

  • KABUL-İ ADEM: Kalben ademi kabul etmektir. Hakkı inkâr etmek, hatalı bir hüküm ve itikattır. Hak mesleği kabul etmeyip indi ve şahsi görüşünü ileri sürerek başka bir yolda gitmektir, bir iltizamdır. İmânın zıddına şahsi görüşüne tâbi olmak, bâtılı kabul etmektir. Devamını Oku

  • REDD: Geri döndürmek, kabul etmemek, çevirmek, def etmek. * Bir şeyin karşılığını icra etmek. * Sözü selâset ve talâkatla eda edemeyip harfleri geri çevirerek konuşmağa sebep olan dilin tutukluğuna denir. * Cerhetmek. * Kötü ve fena şey. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar