MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE: Man: İçinde istisnâ edatı olan evvelki kaziye. "Eğer güneş doğarsa gündüz olacak. Güneş doğmuştur." kaziyelerinde: "Eğer güneş doğarsa" kaziyesi Mukaddeme-i istisnâiyedir.

MUKADDEME-İ İSTİSNAİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUKADDEME: İlk söz. Başlangıç. * Önde gelen. Medhal. Giriş. * Man: İki kaziyeden ibaret olan sözün evvelki kaziyesi. Devamını Oku

  • TERTİBÂT-I MUKADDEME: Başlangıçtaki sıralamalar, tertib ve düzenler. Devamını Oku

  • KIYAS-I İSTİSNAÎ: Bir hükmün neticesinin aynı veya nakzı, mukaddemelerinden birinde bilfiil zikredilirse, ona kıyâs-ı istisnâi denilir. Başka bir tâbirle: Neticesi veya zıddı bizzat kendisinde zikredilen kıyas. “Eğer bu cisim ise, mutlaka bir yer tutar” gibi. Veya “Güneş doğmuş ise, gündüz olmuştur” gibi. Devamını Oku

  • MEDHAL: Girilecek taraf. Dahil olacak yer. * Giriş. Esere başlangıç. Önsöz. Mukaddeme. Devamını Oku

  • İSTİSNAÎ: İstisnaya âit. Ayırmayla alâkalı. Devamını Oku

  • DİBACE: f. Mukaddeme, başlangıç, önsöz. Devamını Oku

  • ÜNVAN: İsim. Lâkab. Adres. * Önsöz, mukaddeme. Devamını Oku

  • BİLÂ-İSTİSNA: İstisnâsız, ayırt etmeksizin. Devamını Oku

  • MUKADDEMAT: (Mukaddeme. C..) Başlangıçlar. Mebde’ler. İleride bulunanlar. Devamını Oku

  • SEB’A SEMAVAT: Yedi kat gökler.(Üçüncü Mes’ele: kelimesi hakkındadır.Ey arkadaş! Semavatın dokuz tabakadan ibaret olduğu, eski hikmetin hurafelerinden biridir. Onların o hurafe-vâri fikirleri, efkâr-ı âmmeyi istilâ etmişti. Hattâ bazı müfessirler, bazı âyetlerin zâhirini onların mezheblerine meylettirmişlerdir. Hikmet-i cedide ise, feza denilen şu boşlukta yalnız yıldızların muallâk bir vaziyette durmakta olduklarına kaildir. Bunların mezhebinden semavatın inkârı çıkıyor. Devamını Oku

  • MUCİBE-İ KÜLLİYE: Man: Müsbet ve umumi (şumüllü) olan kaziye. Devamını Oku

  • ESMA-ÜL HÜSNA: Allah’ın isimleri. Cenab-ı Hakk’ın güzel isim ve sıfatları. Aşağıdaki fıkrada Esma-i Hüsna’dan bazıları zikrediliyor:(… Hem alâkadar olduğun ve perişaniyetlerinden müteessir olduğun; senin bir nevi hânen ve içindeki mevcudat, senin o hânenin ünsiyetli levazımatı ve sevimli müzeyyenatı hükmünde olan dünyayı ve içindeki mahlukatı kemâl-i hikmet ile tanzim ve tedbir ve terbiye eden Zâtın, Hakîm Devamını Oku

  • MA-HALA: (Bir istisnâ edatıdır) Mâadâ mânasına gelir, kendinden so aki kelimeyi nasb eder. $ (Allah’tan başka herşey fânidir) cümlesinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • LÂKİNNE: İstidrak edatıdır. İdrak istemek, anlamak istemek edatıdır ve bulunduğu kelimede bir şeyin anlamak istendiğini bildirir. Evvelki sözden neş’et eden bir tevehhümü kaldırmak için kullanılır. (Bak: İnne) Devamını Oku

  • CÜMLE-İ İHBÂRİYE: (Cümle-i haberiye de denir) Bir hâdiseyi, bir nesneyi bildiren cümle. Bunun zıddı: cümle-i inşâiyedir; emir ve nehiyleri bildirmek gibi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar