MÜCERRED Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MÜCERRED kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜCERRED: (C.: Mücerredât) Yalnız, tek. * Hâlis, saf, katışıksız, karışık olmayan. Tek başına. * Çıplak, soyulmuş. * Tek başına yaşayan, evlenmemiş, bekâr. * Edb: Kur'ân yazısında noktasız harflerle yazılı mensur veya manzume. Bu şekil yazıya mahzuf veya mühmel de denir. * Fls: Müşahhas olmayan. Vücuda gelmiş eşya ve ef'âlin şekil ve suretlerinden ayrı olarak düşünülen her keyfiyet ve mefhuma veya nisbet mefhumuna denir. Bunun zıddı müşahhasıdır ki, eşyanın bütün vasıfları ile zihinde husulüdür. (Bak: Mücahede - Tecerrüd)

MÜCERRED ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HÜSN-Ü MÜCERRED: Gayr olsun olmasın bizzat güzel olan şey. Bazı âza veya çizgilerin mütenasib terkib ve tertibiyle hâsıl olan hüsün, hüsn-ü mücerred değildir. Şartları zâil olsa, hüsün de zâil olur. Fakat, vücud, hayat, iman gibi varlıklar hüsn-ü mücerreddir ve bizzat güzeldirler. Güzellikleri başka şeylere bağlı değildir. * Hariçte maddi vücudu olmayan, ancak aklen mevsufsuz düşünülebilen Devamını Oku

  • MÜCERREDÂT: (Mücerred. C.) Mücerred mefhumlar. Mücerredler. Devamını Oku

  • MÜCERREDÂT-I SIRFE: Mücerredin ta kendisi, en mücerred olan. Devamını Oku

  • KAVL-İ MÜCERRED: Delilsiz söz. Devamını Oku

  • SÜLASÎ MÜCERRED: Gr: Üç harfli aslî kelime kökü. Devamını Oku

  • ÜSLUB-U MÜCERRED: (Sade üslub) Bu üslupta tabiîlik, akıcılık, selâset, kısalık, mânâ ve maksada kifayet sıfatları vardır. Bu üslup, âlet ilimlerinde, ders kitablarında, konuşmalarda ve beşerî muamelelerde kullanılır. Devamını Oku

  • MÜTECERRİD: (Mücerred. den) Tek kalmış, tek başına olan. * Soyunan, tecerrüd eden, çıplak olan. * Bekâr. Evli olmıyan. * Tas: Dünya işlerinden vazgeçip Allah’a bağlanan. Devamını Oku

  • MÜŞAHHAS: Nev’i, cinsi anlaşılmış. * Şahıs haline girmiş, şahsiyeti belli olmuş. Şahıslanmış, teşhis edilmiş. (Bak: Mücerred) Devamını Oku

  • MÜŞAHHAS: Nev’i, cinsi anlaşılmış. * Şahıs haline girmiş, şahsiyeti belli olmuş. Şahıslanmış, teşhis edilmiş. (Bak: Mücerred) Devamını Oku

  • TANZİM: (Nazım. dan) Sıraya koymak. Sıralamak. Dizmek. * Düzenlemek. Tertiblemek. * Islah etmek. * Manzum veya mensur olarak yazmak. Devamını Oku

  • BEKÂR: Hiç evlenmemiş, zevcesi olmayan adam. * Taşralı olup, büyük bir şehirde bir işle meşgul olarak, ailesiz yaşayan adam. (Bak: Tecerrüd, Mücahede) Devamını Oku

  • MÜNHARİF: (Harf. den) İnhiraf eden, yoldan çıkmış. Eğilmiş, çarpık. Usulünden çıkmış, sağlam olmayan. * Tecviddeki mânâsı için “İnhirâf”a bakınız. * Geo: Dört kenarlı, fakat hiçbir kenarı birbirine müsâvi ve müvâzi (eşit ve paralel) olmayan şekil. Sadece iki kenarı birbirine müvâzi (paralel) olursa, ona şibih-i münharif denir. Devamını Oku

  • MÜSNED: (C.: Mesânid) İsnad edilmiş, nisbet edilmiş olan. * Gr: Haber (yüklem). Meselâ: “Bu yazı güzeldir” cümlesindeki (güzeldir) kelimesi gibi. * Edb: Açık olmayan heceye (kapalı heceye) de müsned denir. * Ehl-i Hadis ıstılahınca: Müsned; içindeki metinler, senetleri ile mezkur olan hadis kitabı demektir. Müellifin her sahabeden gelen rivâyetleri kendine kadar olan isnadları ile bir Devamını Oku

  • MÜFRED: (Müfret) Tek, yalnız. Müteaddid olmayıp yalnız birden ibaret olan. * Basit, mürekkeb olmayan. * Gr: Yalnız bir şey veya şahsa işaret eden veya bire mahsus olan kelime. Cemi veya tesniye olmayan. * Edb: Başı ve sonu olmayan tek ve kafiyesiz beyit. Devamını Oku

  • İCARE-İ GAYR-İ MÜN’AKİDE: İn’ikad şartlarını tamamen veya kısmen câmi’ olmayan icaredir ki, buna “İcare-i batıla” da denir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar