MÜBDİ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜBDİ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜBDİ: (Bedâ. dan) Herşeyi hiçten halk eden. * Başlayan. * Gizli sırları açıklayan.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜBDİ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MEZİL: Daralıp gönlündeki sırrı ifşâ eden, sıkıntıdan içindeki sırrı açıklayan. * Ayağı uyuşmuş. * Malını ve sırrını herkese gösterip açıklayan. * Küçük cüsseli, zayıf, hafif kimse. Devamını Oku

  • MÜEVVİL: Rüya tabir eden. * Başka mânâ veren. Başka mânâ ile açıklayan. Te’vil eden. Devamını Oku

  • MÜBEYYİN: Açıklayan. Beyan eden. Meydana koyan. Devamını Oku

  • MÜTERCİM: Tercüme eden, bir dilden başka dile çeviren. * Anlatan, anlaşılmayan bir mânayı açıklayan. Devamını Oku

  • MİKRAM: Çok ikram ve kerem eden. Bağışlayan, ihsan eden. Devamını Oku

  • MÜBDİ': Nümune ve benzeri yokken bir şeyi yeni olarak keşfeden. Benzeri görülmemiş bir iş veya eser ortaya koyan. * Edb: Kimsenin söylemediği yeni bir şiir veya nesir söyleyen. Devamını Oku

  • DA’VÂ-YI HALK: Yaratmak iddiasında bulunmak, halk etmeyi, yaratmayı dâva etmek. (Kâinatta hiçbir kimse da’vâ-yı halk ve iddia-yı icad edemez. Halk eden ancak Cenab-ı Hak’tır.)(Arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak ve çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmıyan kimse, kâinatta dâva-yı halk ve iddia-yı icad edemez. Zira her şey, her şeyle bağlıdır. H.) Devamını Oku

  • MÜHMİL: İhmâl eden, boşlayan. Devamını Oku

  • CASUS: (C.: Cevâsis) Hafiye. Gizli sırları haber veren. Kendi asıl şahsiyetini gizleyip, kendini iyi şahsiyet şeklinde göstererek ve gizli yollarla bir devletin askeri, siyasi ve mâli durumlarına dair haberleri başka bir devlet menfaatına olarak toplayıp bildiren kimse. Devamını Oku

  • MÜTENEVVİH: Feryad eden, ağlayan. Devamını Oku

  • MÜKÂŞEFE: Gizli şeyleri birbirine açıp keşf ve izhar etmek, açığa çıkarmak. Meydana çıkarmak. * Bir hususu keşif yolu ile anlamak, bilmek. * Cenab-ı Hakk’ın zât ve sıfatlarına ve sâir sırlarına vukufiyyet. (Bak: Keşfiyat) Devamını Oku

  • MÜTEATTIF: (Atf. dan) şefkat eden, bağışlayan, esirgeyen. Devamını Oku

  • MÜSTAKBİL: İstikbâl eden, karşılayan. * Kıbleye dönen. Devamını Oku

  • MÜZEKKİ: (Zekâ. dan) Temizleyen, ıslâh eden, tezkiye eden. * Huk: Şâhitleri gizli olarak tezkiye eden kimse. Eskiden hâkimler, şâhit olarak gösterilen kişilerin iyi kimse olup olmadıklarını, şehadetlerinin kabul olunabilip olunamıyacağını icab eden kimselerden sorarlar, haklarında; “İyidir” denilenlerin şehadetlerini kabul ederlerdi. Devamını Oku

  • MÜSTE’NİF: Yeniden başlayan. * Daha üst mahkemeye baş vuran, davasını istinaf eden. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar