MUAVİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MUAVİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MUAVİYE: (Mi: 603 - 682) Sahabe-i Kiramdan olup Şam'da yirmi seneden ziyade valilik yaptı, so a hilâfetini ilân etti. Yirmi sene de halifelik yaptı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselâmın kayın biraderi ve vahiy kâtibi idi. Beni Ümeyye sülalesinden olan bu zattan itibaren İslâm Devletine, Emevi Devleti denmiştir. (Bak: Emevi Devleti)(Eğer denilse: Neden hilâfet-i İslâmiye Al-i Beyt-i Nebevide takarrur etmedi? Halbuki en ziyade lâyık ve müstehak onlardı?El-Cevab: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Al-i Beyt ise hakaik-ı İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur'aniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya Nebi gibi mâsum olmalı veyahud Hulefâ-i Râşidin ve Ömer ibn-i Abdulaziz-i Emevi ve Mehdi-i Abbasi gibi harikulâde bir zühd-i kalbi olmalı ki; aldanmasın. Halbuki, Mısır'da Al-i Beyt nâmına teşekkül eden Devlet-i Fatımiyye hilâfeti ve Afrikada Muvahhidin hükümeti ve İranda Safeviler devleti gösteriyor ki; saltanat-ı dünyeviye Al-i Beyte yaramaz, vazife-i asliyesi olan hıfz-ı dini ve hizmet-i İslâmiyeti onlara unutturur. Halbuki saltanatı terk ettikleri zaman, parlak ve yüksek bir surette İslâmiyete ve Kur'ana hizmet etmişler. M.)

Sponsorlu Bağlantılar

MUAVİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUAVİD: Geri dönen, avdet eden. Devamını Oku

  • MUAVİN: Yardımcı. Yardım eden. Vekil. * Mekteblerde ve resmi dairelerde müdürden so a gelen idare memuru. Devamını Oku

  • EMEVİ DEVLETİ: Dört halife devrinden so a devlet idaresi Beni Ümeyye hanedanına geçmiştir. Buna nisbetle bu devlete “Emevi Devleti” adı verilmiştir. (Mi: 661-750) seneleri arası Emevi Devletinin saltanat devresidir. Muâviye bin Ebi Süfyan’dan başlamak üzere 14 halife gelip geçmiştir. Son halife Muhammed bin Mervan (2. Mervan) dır. Bu devirde kavmiyetçilik İslâmiyete çok zararlar vermiştir. Yine Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ MAHMİYE: Huk: Beytülmâle ait araziden, koru, mer’a, yol, pazar yerleri gibi halkın ihtiyaçlarına ayrılmış olan arâzi. Devamını Oku

  • TANZİMAT-I HAYRİYE: Osmanlı Devletinde Sultan Abdülmecid zamanında başlayan ve (1839-1876) tarihleri arasındaki devreye Tanzimat-ı Hayriye denir. Sözde ıslahat için çalışılan devirdir. Bu, Gülhane Hatt-ı Hümayunu namında padişah fermanı ile başlatıldı. Bu devirde her şey yeniden tanzim edilecekti, yeni müesseseler kurulacaktı. Avrupa-vâri terakki esasları her yerde öğretilecek, Osmanlı Devleti ve İslâm Alemi ilerliyecekti. Fakat ıslaha ferdlerden Devamını Oku

  • MANZUME-İ ŞEMSİYE: Güneş sistemi, güneş ve etrafında dönen seyyâreler topluluğu.(Şu kâinatın lâmbası olan güneş, kâinat Sânii’nin vücuduna ve vahdâniyyetine güneş gibi parlak ve nurani bir penceredir. Evet, manzume-i şemsiye denilen küremizle beraber oniki seyyare: Cirmleri, küçüklük – büyüklük itibariyle pekçok muhtelif ve mevkileri, uzaklık – yakınlık noktasında pek çok mütefâvit ve sür’at-i hareketleri, çok mütenevvi’ Devamını Oku

  • DELAİL-İ ENFÜSİYE: Kişinin kendi nefsinde olan deliller. Yani vücudun gerek maddi ve gerek (vicdan ve hisler gibi) mânevi yapısında olan ve imana ait hükümleri isbat eden delillerdir. Devamını Oku

  • SIFÂT-I CEMALİYE: Lütuf ve merhamet ile daha ziyade alâkalı olan vasıflar. (Bak: Celâl) Devamını Oku

  • SÜFERA-Yİ ECNEBİYE: Yabancı devlet sefirleri. Yabancı devlet elçileri. Devamını Oku

  • SÜFERA-Yİ ECNEBİYE: Yabancı devlet sefirleri. Yabancı devlet elçileri. Devamını Oku

  • EMRAZ-I KALBİYE: Kalb hastalıkları.(Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da ulum-u akliyeye tevaggul etmek nisbetindedir. Demek mânevi olan hastalıklar, insanları aklî ilimlere teşvik ve sevkeder. Ve akliyat ile iştigal eden, emraz-ı kalbiyeye mübtelâ olur!.. M.N.) Devamını Oku

  • SAÂDET-İ EBEDİYE: Büyük ve ebedî saâdet. Âhiret saâdeti.(Saâdet-i ebediye iki kısımdır. Birinci ve en birinci kısmı: Allah’ın rızasına, lütfuna, tecellisine, kurbiyetine mazhar olmaktır. İkinci kısmı ise; saâdet-i cismaniyedir. Bunun esasları; mesken, ekl, nikâh olmak üzere üçtür. Ve bu üç esasın derecelerine göre saâdet-i cismaniye tebeddül eder. Ve bu kısım saâdeti ikmal ve itmam eden hulud Devamını Oku

  • HUKUK-U İSLÂMİYE: İslâm hukuku.(1937 senesinde “Lâhey”de ikinci defa olarak toplanan bir hukuk konferansına vaki olan dâvete mebni Mısır Cami-ül Ezher’i heyet-i ilmiyesi nâmına, iki İslâm âlimi de iştirak etmiş idi. Ezher mümessilleri, bu konferansta iki esaslı mevzu hakkında mütalaada bulunmuştur. Bu mevzulardan biri: “Şeriat-ı İslâmiye: İslâm hukuku nazarında medenî ve cinaî mes’uliyetler”; diğeri de “İslâm Devamını Oku

  • HUKUK-U İSLÂMİYE: İslâm hukuku.(1937 senesinde “Lâhey”de ikinci defa olarak toplanan bir hukuk konferansına vaki olan dâvete mebni Mısır Cami-ül Ezher’i heyet-i ilmiyesi nâmına, iki İslâm âlimi de iştirak etmiş idi. Ezher mümessilleri, bu konferansta iki esaslı mevzu hakkında mütalaada bulunmuştur. Bu mevzulardan biri: “Şeriat-ı İslâmiye: İslâm hukuku nazarında medenî ve cinaî mes’uliyetler”; diğeri de “İslâm Devamını Oku

  • SADAKA-İ CÂRİYE: Hayrı, sevabı dâimî olan sadaka. Sevabı öldükten so a da devam eden hayırlı ameller. (Kur’an ve iman hizmeti gibi.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar