MUAKKİBÂT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MUAKKİBÂT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MUAKKİBÂT: Gece ve gündüz melâikesi. * Namazı müteakib otuz üçer defa tekrar edilen tesbih. (Bak: Tesbih)

MUAKKİBÂT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUAKKİB: Ardına düşen, takib eden, ardından koşan. * Tağyir ve ibtal eden. Devamını Oku

  • MUAKKİBÎN: Tâkipçiler, arkasından koşanlar, ardından gelenler. Devamını Oku

  • VİRD-İ ZEBAN: Dilde tesbih. Sık sık tekrar edilen dua, söz, zikir. Devamını Oku

  • SADÂ-YI BASİT: Sesin, bir defa tekrarı. Devamını Oku

  • TEHECCÜD: Gece uyanıp namaz kılmak. Gece namazı. (Bu namaz, nâfile namazların en çok sevablısıdır.) Devamını Oku

  • BÎ-NAMAZ: f. Namaz kılmayan, namazı terkeden, namazsız. Beynamaz. (Bak: Târik-üs salât) Namaz, İslâmın temel şartlarından biridir. Peygamberimiz (A.S.M.), namaz dinin direğidir demiştir. Namazını terkeden dininin direğini yıkmış olur. Beş vakit namaz için bir saat yetmektedir. İnsan bir günün 24 saatinden bir saatini Allah’ın huzuruna çıkmak demek olan namaza ayırmazsa büyük ziyana uğramış olur. Namaz kılan Devamını Oku

  • BİTE(T): Geceleme, gece kalma. Devamını Oku

  • BİT(E): Bir gece yiyecek yemek. Devamını Oku

  • BİT(E): Bir gece yiyecek yemek. Devamını Oku

  • NAMAZ: f. İslâmın beş şartından birisidir. * Duâ. * Zikir. * Kur’an. * Kunut. * Rüku. * Salât. * Şükür. * Tesbih. * Secde. * Hamd. (Bak: Salât – Târik-üs salât)(Arkadaş! Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvi bir münasebet ve nezih bir hizmettir ki, her ruhu celb ve cezbetmek namazın şe’nindendir. Devamını Oku

  • ABDURRAHMAN BİN AVF: Aşere-i mübeşşereden ve çok fedakar olan Sahabelerdendir. İlk müslüman olan sekiz kişiden birisidir. Bütün ihya-yı din için olan muharebelerde çok fedakârlıkta bulunmuş, birisinde yirmibir yerinden yaralanmıştı. Bir gazada oniki dişini birden kaybetmişti. Medine’ye ve Habeşistan’a hicret edenlerdendi. Çok zengin idi. Bir defa otuz köleyi birden azad etmişti. Hicri 31 tarihinde 71 yaşında Devamını Oku

  • TALÂK-I BÂYİN: Yeniden evleniyorlarmış gibi kadının rızası ile tekrar nikâh edilmedikçe geri alınamayacağı talâk. Kadın istemiyorsa erkek zorla alamaz. İddet sırasında kadın, erkeğin evinde kalmaz. Erkek üçüncü defa verdiği bâin talaktan so a, üzerinden hulle geçmeden karısını bir daha (kadın istese de) alamaz. (Bak: Hulle) Devamını Oku

  • EMR-İ İTİBÂRÎ: Hakikatta, hariçte vücudu olmayıp, var kabul edilen emir, iş. (İnsanın fiilleri, kesbi gibi.) (Bak: İtibâri) Devamını Oku

  • CEM-ÜL CEM: Gr: Bir defa cemi’olan kelimenin tekrar bir defa daha cemi olması. (Evliya; Evliyalar gibi.) * Tas: Vahdet-i vücuda dalmak. Bekabillah, Cenab-ı Hak’ta fâni olmak. Devamını Oku

  • LÂHIK: Yetişen, ulaşan, erişen. Eklenen, katılan. * Fık: Namaz başlangıcında imama uymuşken ayrılarak tekrar namaz bitmeden imama uyan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar