MUAHEZEKÂR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MUAHEZEKÂR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MUAHEZEKÂR: f. Tenkid ve itiraz edici. * Azarlayıp çıkışan. Paylayan.

MUAHEZEKÂR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUAHİZ: (Ahz. den) Çekiştiren, muâheze eden. Tenkid edip itiraz eden. Devamını Oku

  • HASED: Başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek. Çekememezlik. Kıskançlık. Kıskanmak.(Hasedin çaresi: Hâsid adam, hased ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevi hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet; fânidir, muvakkattır. Faidesi az; zahmeti çoktur. Eğer, uhrevi meziyetler ise; zâten onlarda hased olamaz. Eğer onlarda dahi Devamını Oku

  • TENKİD: Bir kimse veya şeyin iyi veya kötü taraflarını bulup meydana çıkarmak.Tenkid yapıcı veya yıkıcı olabilir. Tenkitten maksat, doğrunun ve yanlışın iyi niyetle ortaya konulması, hakikate ulaştıracak yolun ve imkânların gösterilmesidir. Sadece yanlışı söylemek, doğruyu göstermemek yıkıcı bir tenkiddir. Tenkid edenin, tenkid edeceği mesele hakkında bilgili olması gerekir. Tenkide his, ihtiras, menfaat, peşin hüküm araya Devamını Oku

  • MÜRİH: İcat edici. * Rahat edici. Devamını Oku

  • HURDEGİR: f. Sözün içinde tenkid edilecek noksan arayan. Devamını Oku

  • MÜNEKKİD: Tenkid edici. Kötüyü iyiyi ayıran ve onları söyleyen, kusurları söyleyen.(Her sözün doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil… Her söylediğin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yok. M.) Devamını Oku

  • KELİMAT-I TAKDİRİYYE: Takdir edici sözler. Devamını Oku

  • LEVVAM: (Levvâme) Levm ve itâbedici. Zemmeden, çekiştiren, dedikodu yapan. Serzenişte bulunan. Başa kakan, paylayan. Devamını Oku

  • ESLİHA-İ CÂRİHA: Yaralayıcı, cerh edici silâhlar. (Kılıç, kama, hançer, bıçak… gibi silahlardır). Devamını Oku

  • NÜVAZ: f. “Okşayıcı, taltif edici, iyi edici” mânâsına kelimenin sonuna gelebilir. Devamını Oku

  • MUDİLL: İdlâl edici, yoldan çıkaran, eğri yola teşvik edici. Devamını Oku

  • ZİYANKÂR: f. Zarar veren, ziyancı. Zarar ve ziyan edici. Devamını Oku

  • HALK-I EZDAD: Birbirine zıd halleri bir şeyde yaratmak. Meselâ: Bir zerrede hem def edici hem de cezb edici (çekici) kuvvetin bulunmasını yaratmak. Devamını Oku

  • NEVAZ: f. Okşayıcı, taltif edici, iyi edici. (Bak: Nüvaz) Devamını Oku

  • MÜTEFEKKİR: Düşünen, derin mes’eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan. * Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili. (Bak: Tefekkür) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar