MİN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MİN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MİN: Arabçada harf-i cerrdir. 1- Mekân ve bir şeye başlamayı ifâde eder.Meselâ: $ "Haftadan haftaya" da olduğu gibi.2- Teb'iz için olur. Meselâ: $"Kim bir kavme benzemeğe özenirse onlardan sayılır" cümlesinde olduğu gibi. Bazılarını, bir kısmını ifâde ediyor. 3- Cinsi beyan için olur. Meselâ: $ "İşlediğiniz hayrı Allah bilir" cümlesinde "min" tebyine (açıklamaya) vesile oluyor.4- Bedel-i ivâz (karşılık) için olur. Meselâ: $ "Ahirete bedel, dünya hayatına râzı mı oldunuz" cümlesinde olduğu gibi.5- Tâlil (sebeb bildirmek) için olur. Meselâ: $ "Allah'tan korktuğu için ağlıyor." cümlesinde olduğu gibi. Önündeki kelime mef'ulün leh olur.6- İstiğrak ifadesi için olur. Gâyet, hiç bir, hiç... gibi. "Bize hiç bir yorgunluk dokunmadı" cümlesinde olduğu gibi. $ Bâzı fiiller mef'ul-ü bihini, "min" ile alır. Bu takdirde... den, dan... manası ile tercüme edilmez.7- Tahsis-i alel umum (katiyyet ifadesi) için olur. Bu da zâidedir. Meselâ: $ "Hiç kimse bana gelmedi" cümlesinde olduğu gibi. Bunlardan başka "min" harf-i icerri;fasıl mânasına, birbirine zıd iki kelimeden ikincisine dahil olur. Bâ-i cerreye, an $, fi $, ind $, alâ $'ya müradif olur. $ Rubbemâ, mânasına ve sıla olur. Lâm-ı zâide ve $ müz ve ba-i kasem yerinde de kullanılır.

MİN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÂNÂ-YI İSMÎ: İsme dair mânâ. Bir şeyin sadece kendisini bilip tanımak. Bir şey başka şeyleri tanıttığı, bildirdiği veya sevdirdiği için olan mânâya da mânâ-yı harfî denir. Bir ağacı gölgesinden, zahirî görünüşünden, bize verdiği meyvesinden dolayı alâka gösterir ve seversek mânâ-yı ismî ile seviyoruz demektir. Ağacı görmek ve tanımakla ve meyvelerini almakla Rahmet-i İlâhiyeyi tanıyor, Cenab-ı Devamını Oku

  • MÜTERCİMÎN: (Mütercim. C.) Tercüme edenler. Bir lisandan başka bir lisana çevirenler. Devamını Oku

  • FETH-İ MÜBİN: Açık ve parlak zafer. Hakkı, bâtılın tahakkümünden kurtaran veya birbirine zıd olan hak ile batılın karışıklığını ayırarak hakkı galip kılan feth ve zafer Bu zafer, harp ile olabileceği gibi harpsiz de olur. (Hakikatın ve ilmin galebesi gibi.)Fetih suresinin birinci âyetinde geçen “Feth-i mübin”in ifade ettiği manâlardan biri: Sahih-i Buharî muhtasarının beyanına göre çok Devamını Oku

  • İZ (İZİN): “Hem, vakt, yevm, hîn” gibi kelimelerden so a ek olarak kullanılır. Meselâ: Hîneizin: O vakit ki. Yevmeizin: O gün ki, kelimelerinde olduğu gibi. * Mâzi fiillerinden evvel “iz” gelirse: İzküntü muallimen: Muallim olduğum zaman mânasına geliyor. (iz) Yazılmasa mânası, muallim idim olur. Devamını Oku

  • MÂ-İ NÂFİYYE: $(Ben kâmil değilim) misâlinde olduğu gibi mânayı nefyeder. Devamını Oku

  • MÜBÎN: Açık, vâzıh, âşikâr. Ayân kılan, beyan ve izah eden. * Dilediğine doğru yolu gösteren. * Hak ile bâtılın arasını tefrik edip, ayıran. Hakkı hakkınca beyan ve izhar eden.(Mübin, bâne mânasına “ebâne” den beyyin, gayet açık, parlak demek olduğundan, Kitab-ı Mübin i’cazı zâhir olan parlak kitap demek olur ki, murad Kur’andır. Hakkı beyan eden demek Devamını Oku

  • İMAM-I MÜBİN: İlim ve emr-i İlâhînin bir nev’ine bir ünvandır ki, âlem-i şehadetten ziyade âlem-i gayba bakıyor. Yani, zaman-ı halden ziyade mazi ve müstakbele nazar eder. Yani, her şeyin vücud-u zahirîsinden ziyade aslına, nesline ve köklerine ve tohumlarına bakar.(…Evet, şu İmam-ı Mübin, bir nevi ilim ve emr-i İlâhînin bir ünvanıdır. Yani, eşyanın mebadileri ve kökleri Devamını Oku

  • TEKVİNİYE: Yaratmağa, tekvine ait. Tekvinle alâkalı.(Evamir-i şer’iyeye karşı itaat ve isyan olduğu gibi, evamir-i tekviniyeye karşı da itaat ve isyan vardır. Birincisinde mükâfât ve mücazatın ekseri âhirette; ikincisinde, ağlebi dünyada olur. Meselâ: Sabrın mükâfatı zaferdir, ataletin mücazatı sefalettir, sa’yin sevabı servettir. Sebatın mükâfatı galebedir. M.) Devamını Oku

  • TAHDİS-İ NİMET: Cenab-ı Hakk’a karşı şükrünü edâ etmek ve teşekkür etmek maksadiyle nâil olduğu nimeti anlatmak, onunla sevincini ve şükrünü bildirmek. (Bak: Küfran-ı ni’met)(Bâzan tevâzu’, küfran-ı ni’meti istilzam ediyor, belki küfran-ı ni’met olur. Bâzan da tahdis-i ni’met, iftihar olur. İkisi de zarardır. Bunun çâre-i yegânesi ki; ne küfran-ı ni’met çıksın, ne de iftihar olsun. Meziyet Devamını Oku

  • LÜTÎN: Adam boyu miktarı bir ağacın adı. (Bakla yaprağı gibi yaprağı olur, hurnup gibi dalları olur, içinde küçük taneleri olur.) Devamını Oku

  • MEF’UL-Ü SARİH: Doğrudan doğruya mef’ul demektir. Bir harf-i cerle ifâde olunmaz. “Nuri dalı kırdı” cümlesinde “dal” mef’ul-ü sarihtir. “Nuri daldan düştü” dersek, bunu arapça ifâde için (min) harf-i cerri ile söyleyebiliriz. İşte böyle harf-i cerle söylenen mef’ullere, “mef’ul-ü gayr-i sarih” denir. Bunlar mef’uldeki harf-i cerlerin adına göre isim alırlar. Meselâ: Mef’ul-ü maa, mef’ul-ü fih, mef’ul-ü Devamını Oku

  • HARF-İ NİDÂ': Ya, ey, â gibi harflerle çağırılanın ismine eklenen harf. Ünlem. Devamını Oku

  • MİNŞEL (MİNŞÂL): (C: Menâşil) Yemek çatalı. Devamını Oku

  • HİTAMUHU MİSKÜN: Onun mühürü (sonu) misktir, meâlinde Mutaffifîn Suresi’nin 26. âyetinden bir kısımdır. Onda Cennet nimetlerinden bahsedildiği gibi, bu kelâm tatbikatta sözün, sohbetin sonunu hoş ve güzel sözle bitirmeğe denilir. $ dersin veya sohbetin sonunda okunması ile söze nihayet verilmesi gibi. Devamını Oku

  • MÜTENAVİMÎN: (Mütenavim. C.) Uyur gibi görünenler. Yalandan uyuyanlar. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar