MEVCUDAT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MEVCUDAT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MEVCUDAT: Var olan her şey. Kâinat. Yaratılmış şeyler.

MEVCUDAT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MEVCUDAT-I BAHARİYE: Bahar mevsimindeki renk renk, çeşit çeşit varlıklar. Devamını Oku

  • MUSADDAK: Doğruluğu tasdik edilmiş. Sadakati ve doğruluğu tanınmış, isbat edilmiş olan.(Hem zâtiyle, hem lisâniyle, hem delâlet-i hâliyle, hem kaliyle kâinatın Sâniine delâlet eden şu delil; hem hakikat-ı kâinatça musaddak, hem sâdıktır. Çünkü bütün mevcudatın vahdâniyete delâletleri, elbette vahdaniyeti söyleyen Zâtı tasdik hükmündedir. Demek söylediği da’vâ da umum kâinatça musaddaktır. M.) Devamını Oku

  • ULUM-U KEVNİYE: Kâinatın ilmi. Yaratılışa dair olan ilimler. Devamını Oku

  • ULUM-U KEVNİYE: Kâinatın ilmi. Yaratılışa dair olan ilimler. Devamını Oku

  • FERD: Tek, bir, yekta. Eşi, benzeri olmayan. Bîhemta olan.(Kâinatın âlemleri, envâları ve unsurları öyle birbiri içine girift olarak girmiştir ki, kâinatın hey’et-i mecmuasına mâlik olmayan bir sebeb hiçbir nev’ine, hiçbir unsuruna hakiki tasarruf edemez. Adeta İsm-i Ferd’in cilve-i vahdeti, bütün kâinatı bir vahdet içine almış; herşey o vahdeti ilân ediyor. Meselâ: Bu kâinatın lâmbası olan Devamını Oku

  • KÂİNAT: Var edilen şeylerin hepsi. Yaratılanlar. Mevcudat. Âlemler. Devamını Oku

  • KİTABET-İ FITRİYE: Fıtri olan yazılmış şeyler. * Kâinat sahifelerinin kitab gibi oluşu. Devamını Oku

  • KEVNİYYAT: Kâinat ilmi, kozmoloji. * Mevcudat, varlıklar. Vücuda gelmeler. Devamını Oku

  • HAKAİK-I NİSBİYE: Nisbete, ölçüye göre olan hakikatlar.(Hakaik-ı nisbiye denilen şeyler, kâinatın eczası arasında bulunan rabıtalardır. Ve kâinattaki nizam, ancak hakaik-ı nisbiyeden doğmuştur. Ve hakaik-ı nisbiyeden kâinatın envaına bir vücud-u vahid in’ikas etmiştir. Hakaik-ı nisbiye, büyük bir ölçüde hakaik-i hakikiyeden çoktur. Hattâ bir zatın hakaik-ı hakikiyesi yedi ise, hakaik-ı nisbiyesi yediyüzdür. Binaenaleyh kubuh ve şerde, şer Devamını Oku

  • ACİBE-İ HİLKAT: Her zaman yaratılan şekilden farklı olarak yaratılmış olan. (Meselâ: Normalinden çok fazla büyük cüsseli veya üç ayaklı olmak gibi) Devamını Oku

  • MÂTEM: Ağlama. Üzüntü veya kederden ağlayıp sızlama. Kederinden yas tutma.(…Bak! Öyle bir ziya-yı hakikat neşreder ki, eğer O’nun o nurâni daire-i hakikat-ı irşadından hariç bir surette kâinata baksan, elbette kâinatın şeklini bir matemhâne-i umumi hükmünde ve mevcudatı birbirine ecnebi, belki düşman ve câmidatı dehşetli cenâzeler ve bütün zevil-hayatı zevâl ve firakın sillesiyle ağlayan yetimler hükmünde Devamını Oku

  • MÜZEYYENÂT: Süslenmişler, ziynetlenmiş olan güzel şeyler.(Gözün nuru, nur-u imanla ışıklanırsa ve kavileşirse, bütün kâinat gül ve reyhanlar ile müzeyyen bir cennet şeklinde görünür. İ.İ.) Devamını Oku

  • TÂRİK-ÜS SALÂT: Namaz kılmayı terketmiş olan kimse.(Çok tembellerden ve târik-üs salâtlardan işitiyoruz; diyorlar ki: Cenab-ı Hakk’ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur’ân’da çok şiddet ve ısrar ile ibâdeti terkedeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir ceza ile tehdit ediyor. İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur’âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz’î hataya karşı, Devamını Oku

  • CÜZ’İYYAT: Cüz’î olan şeyler. Ufak tefek şeyler. Mânası düşünüldüğünde zihinde ortaklık kabul etmeyen şeyler. Mânası başka şeylere şâmil olmayanlar. Devamını Oku

  • MEŞRUAT: (Meşru. C.) Hak ve meşru olan şeyler. Haram ve yasak olmayan şeyler. * Şeriatla alâkalı şeyler. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar