MEVALİD-İ TÜRABİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MEVALİD-İ TÜRABİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MEVALİD-İ TÜRABİYE: Topraktaki mevâlid. Mâdenler, nebatlar.

MEVALİD-İ TÜRABİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MEVALİD-İ SELÂSE: Nebat, hayvan ve maden. Devamını Oku

  • İLM-İ MEVALİD: Tabiat, eşya ilmi. Hayvanat, nebatât ve maddelerine ait ilim. Devamını Oku

  • MEVALİD: (Mevlid. C.) Doğulan yerler. Mevlidler. Doğma vakitleri. Milâdlar. Devamını Oku

  • MEVALÎ: Efendiler. * Azad edilmiş köleler. * Azad edenler. * Mevleviyyet pâyesine ulaşmış sarıklı âlimler. * Dost ve komşular. * Yardımcılar. Devamını Oku

  • SEBAİK: (Sebika. C.) Eritilip kalıplara dökülmüş mâdenler. Külçeler. Devamını Oku

  • HUBUBÂT: Habbeler, tâneli nebatlar, taneler. Devamını Oku

  • NEVABİT: (Nabite. C.) Nebatlar. Bitkiler. * İmar ve ihdas. * Dünya ahvâlinden habersiz. * Taze, genç kimse. Devamını Oku

  • SEBZEVAT: f. Yeşil bitkiler, yeşil nebatlar. Devamını Oku

  • MÜDHAMME: Ağaçlarının ve nebatlarının çok ve taze olmaları dolayısıyla uzaktan koyu yeşil renkte görünen bahçe. Devamını Oku

  • FERH: Civciv. Tavuk veya kuş yavrusu. * Nebatların diplerinde çıkan filiz. Devamını Oku

  • HEREK: Asmaları, fidanları, fasulye gibi tırmanıcı nebatları bağlamak için yanlarına dikilen sırık, değnek. Devamını Oku

  • KİRPİK: Göz kapağının kenarındaki kıllar. * Bir nevi taş. * Hayvan ve nebatların beden yapısında bâzı küçük ve ince uzantılar. Devamını Oku

  • AB-I ÂBİSTENÎ: Nebatların beslenip büyümesi için zaruri olan su ve yağmur. * Gebeliğe sebep olan su, meni. Devamını Oku

  • TELAFİF: Birbirine sarmaşmış bölük bölük nebatlar. * Büklümler, kıvrımlar. * Birbirine girmiş ve sarmaşmış vaziyette olma. Lif lif olma. Devamını Oku

  • PERDE-İ TÜRABİYE: Toprak perdesi, yer yüzü. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar