MESBUK Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MESBUK kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MESBUK: Geçmiş. * Sebkedilmiş. Arkada bırakılmış. Başkasından geri kalmış. * İlmihalde: Evvelce imamla namaza durmamış olup, so adan imama uyan.

Sponsorlu Bağlantılar

MESBUK ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • NA-MESBUK: f. Benzeri hiç olmamış, geçmemiş. Devamını Oku

  • MESBUK-UL EMSÂL: Benzerleri ve emsali önceleri de görülmüş ve geçmiş. Devamını Oku

  • MESBUK-ÜL HİDME: Hizmet ve emeği geçmiş. Devamını Oku

  • MESBUK-ÜZ ZİKR: Adı ve zikri geçmiş, bahsedilmiş. Devamını Oku

  • LÂHIK: Yetişen, ulaşan, erişen. Eklenen, katılan. * Fık: Namaz başlangıcında imama uymuşken ayrılarak tekrar namaz bitmeden imama uyan. Devamını Oku

  • İFTİTAH TEKBİRİ: Namaza başlarken alınan tekbir. Namaz, her nevi dünya meşguliyetinden alâkayı keserek kılındığı için, Allahü Ekber diye iftitah tekbirini alarak namaza başladıktan so a ibadet esnasında dünya işi haram olup namazı bozar. Bu mâna için bu tekbire, tahrime adı da verilir. Devamını Oku

  • HEM-SAZ: f. Uyan, uygun, muvafık, münâsib. * Arkadaş, refik, arkadaşlık. Devamını Oku

  • MESNEVÎ-İ NURİYE: Aslı Arapça olup, so adan tercemesi de yapılmış olan Risale-i Nur Külliyatı’ndan bir eserdir. Devamını Oku

  • PEŞLENG: f. Geri kalan, geri kalmış. Devamını Oku

  • NEV-İCAD: f. Evvelce yok iken so adan yapılmış. Yeniden meydana getirilmiş. Devamını Oku

  • DÂR-ÜN NEDVE: Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (So adan Hz. Muhammed’e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.) Devamını Oku

  • DÂR-ÜN NEDVE: Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (So adan Hz. Muhammed’e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.) Devamını Oku

  • HALİFE: Öncekinin yerine geçen. * Fık: İlâhî, yâni şer’î hükümlerin tatbik ve icrası için Peygamber’e (A.S.M.) vekil olan zât. İmam. İmamet-i kübra. (Namazda imama uyan cemaat gibi, halifeye de şer’î emirlerde öylece itaat edilir. Halifede aranan dört şart: İlim, adalet, kifayet, a’zâ ve havâsta selâmet.) (Bak: Hilafet) Devamını Oku

  • PESMANDE: f. Geri kalmış, geride bulunan, bâkiye. * Artmış, artık. Devamını Oku

  • BAZMANDE: f. Kafasız, ahmak, kabiliyetsiz. * Durmuş, geri kalmış. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar