MEF’UL-Ü SARİH Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MEF’UL-Ü SARİH kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MEF'UL-Ü SARİH: Doğrudan doğruya mef'ul demektir. Bir harf-i cerle ifâde olunmaz. "Nuri dalı kırdı" cümlesinde "dal" mef'ul-ü sarihtir. "Nuri daldan düştü" dersek, bunu arapça ifâde için (min) harf-i cerri ile söyleyebiliriz. İşte böyle harf-i cerle söylenen mef'ullere, "mef'ul-ü gayr-i sarih" denir. Bunlar mef'uldeki harf-i cerlerin adına göre isim alırlar. Meselâ: Mef'ul-ü maa, mef'ul-ü fih, mef'ul-ü leh gibi.

MEF’UL-Ü SARİH ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • VAHY-İ SARİHÎ: Hem sözü, hem mânası tam vahiy olan. (Âyetler ve kudsi hadisler gibi) Resul-ü Ekrem burada sırf tebliğ edendir. Müdahalesi yoktur. Devamını Oku

  • HİSAR: (Hasr. dan) Etrafını alma, kuşatma. * Kale. Etrafı istihkâmlı yer. Devamını Oku

  • SARİH: Kurtaran, maded veren. İmdad eden. * Çağırılan, kendisinden meded beklenen. * Meded isteyen. Devamını Oku

  • SARİH: Kurtaran, maded veren. İmdad eden. * Çağırılan, kendisinden meded beklenen. * Meded isteyen. Devamını Oku

  • SARİR-İ HÂME: Kalem cızırtısı. Devamını Oku

  • SEHV-İ SARİH: Pek açık yanlış. Devamını Oku

  • HİSAR ERİ: Kale muhafızı. Devamını Oku

  • SAR: f. Yer, mekân bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek’tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Meselâ: Kühsar $ : Çok dağlık yer. Devamını Oku

  • GÜSAR: f. Yiyen, yiyici. İçen, içici manalarına birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Gam-güsar $ : Dert ortağı, arkadaş. Devamını Oku

  • DİSAR: (C.: Düsür) Üste giyilen kaftan, elbise. * Yatak çarşafı. * Arapçada elbise demek olduğu hâlde Osmanlıcada yalnız Farsça kaidesi ile yapılan sıfat terkiblerinde ziyadelik, çokluk, bolluk mânasında kullanılmıştır. Devamını Oku

  • HURUF-U KAMERİYE: Gr: Arapçada kelimenin başında harf-i tarif olduğu vakit, harf-i tarifin lâmı okunan harfler. Meselâ: El-Kamer, El-İnsân, El-Bedi’ kelimelerinde olduğu gibi. Burada kelime başında “kaf, elif, bâ” harfleri kameriyeden olduğu için aynen okunuyor. (Bunlar: Elif, bâ, cim, hı, hâ, ayın, gayn, fe, kaf, kef, mim, vav, he, yâ harfleridir.) Devamını Oku

  • CEVARİH: El, ayak gibi vücud azaları.(Cevârih, cârihanın cem’idir ki, esasen cerhden me’huz olup te’sir mânası mülâhazasıyla kâsibe mânasına isim olmuştur. Cevarih, kevasib demektir. Bunun için el, ayak ve ağız gibi yaralayıcı âlet olan azaya cevarih denildiği gibi, av tutan yırtıcı hayvanlara ve kuşlara dahi kevasib ve cevarih denilir ki, burada murad budur. E.T.) Devamını Oku

  • E: Gr: İstifham, sorgu edatı. (Ezehebe Nuri: Nuri gitti mi? derken Ezehebe’nin başındaki “E” harfi gibi) * Arapça kelimelerin sonuna “e” gelerek onları müennes yapmaya yarar. Âdil, Âdile… Emin, Emine… Kâmil, Kâmile… Nuri, Nuriye… gibi. (Bak: Müennes) Devamını Oku

  • HARF-İ MEZİD: Arabçada masdar olan kelimeye harf ilâvesi ile başka masdar yapılır. Bu ilâve edilen harflere “Harf-i mezid” denir. Meselâ: kelimesinde harf-i aslî üçtür. $ (mükâtebe) dendiği zaman, “Müfâale masdarı şekline göre, mim ve elif harfleri, harf-i meziddendir” denir. Devamını Oku

  • VAV-I HÂLİYE: Haller cümle olabilir. Eğer isim cümlesi olursa, başında bir “vav” bulunur. Ona Vav-ı hâliye denir. Bu vav, hâl’i zi-l-hâle bağlar. (Reeytuhu ve biyedihi kitâbün: Elinde bir kitap olduğu halde onu gördüm) cümlesindeki gibi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar