MANTUH Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MANTUH kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MANTUH: Boynuzlu hayvan tarafından yaralanan veya öldürülen.

Sponsorlu Bağlantılar

MANTUH ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ASALAK: Başka hayvan veya bitkilerin üstünde yaşayan ve onlara zarar veren hayvan veya bitki. Parazit. * Mc: Başkalarının sırtından geçinen kimse. Devamını Oku

  • İŞARET-İ ÂLİYE: Tar: Şeyh-ül islâm, defterdar ve yeniçeri ağası gibi maiyyet memurlarından biri tarafından yazılan takrir veya ilam üzerine sadrazamın kabul veya red şeklinde yazdığı yazı. * Sadaret makamından çıkan emirler. Devamını Oku

  • LİSANS: Fr. Herhangi bir mevzuda verilen izin. Müsaade belgesi. * Üniversite tahsili tamamlanınca alınan diploma. * Bir sporcunun resmi yarışmalara katılabilmesi için spor federasyonu tarafından kendisine verilen kayıt fişi veya kimlik kartı. * İthal veya ihracı serbest bırakılmayarak muayyen bir nizama bağlanmış malların ithal veya ihracı için idare tarafından verilen müsaade. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ HARACİYE: Müslümanlar tarafından fetholunan ve ulul-emir tarafından müslim olmayan eski sahibi elinde bırakılan veya hâriçten müslim olmayanlar getirilerek yerleştirilen arâzi. Devamını Oku

  • MERKEL: (C: Merâkil) Yol. * Hayvan üstüne binen kimsenin iki tarafından ayağı dibindeki yer. Devamını Oku

  • İSTİNABE: Niyabet istemek. * Huk: Başka bir tarafta görülen bir muhakeme için, şahid veya maznunun yazılı ifadesinin alınması. Muhakemenin icab ettirdiği muameleleri yapması için bir mahkeme tarafından başka bir mahkemeye veya kendi âzâsından birisine salâhiyet verilmesi. Devamını Oku

  • MELDUG: (Ledg. den) Zehirli bir hayvan tarafından ısırılarak sokulmuş. Devamını Oku

  • DİYET: Kan bedeli. Yaralanan veya öldürülen bir kimse için en yakın vârisine ödenmesi şer’an hükmolunan para veya mal. Can pahası. * Para, değer. Kıymet. Devamını Oku

  • DİYET: Kan bedeli. Yaralanan veya öldürülen bir kimse için en yakın vârisine ödenmesi şer’an hükmolunan para veya mal. Can pahası. * Para, değer. Kıymet. Devamını Oku

  • LAŞE: Cife. Kokmuş et parçası. * Fık: Karada yaşayıp boğazlanmaksızın ölen veya şer-i şerife uygun olmayan şekilde kesilen kanlı hayvan ve bunların tabaklanmamış (dibagat edilmemiş) derileri. * Yenilmesi şer’an haram olan ölmüş hayvan. * Zayıf ve cılız hayvan. * Mc: Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi. Devamını Oku

  • HELESAYA ÇIKMAK: Eskiden ramazanlarda iftardan so a para toplamak için çocuklar tarafından teşkil edilen çalgılı heyetlere katılanlar tarafından nakarat makamında söylenen bir tabirdir. Dilenciliğin kibarcalarından sayılır. Devamını Oku

  • ŞAHDAR: f. Dallı, budaklı ağaç. * Dallı boynuzlu hayvan. Devamını Oku

  • EBU-T-TURAB: Hz. Alinin (R.A.) bir lâkabı.(Bu isim Hz. Ali Radiyallahu anh, toprak üzerine oturduğu veya yattığından dolayı tevâzuuna işareten Peygamber Efendimiz (A.S.M.) tarafından verilmiştir.) Devamını Oku

  • YENGEÇ: t. Çok ayaklı ve yan yan yürüyen, başının iki tarafında iki kıskacı olan deniz veya durgun sularda yaşayan bir küçük hayvan. Devamını Oku

  • BEDEL-İ RAKABE: Huk: Kölenin sahibi tarafından azad edilmesi için, şahsı yerine geçen kıymeti veya nefsi karşılığında vermeyi kabullendiği ıtk veya kitabet akçesi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar