MAHZAN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MAHZAN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MAHZAN: Ancak. Yalnız. Sadece. Tek.

Sponsorlu Bağlantılar

MAHZAN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MA’BUDİYYET: Mâbud oluş. Kendine ibâdet edilmeğe lâyık olan, ki bu sıfat ancak Allah’a mahsustur. Uluhiyyet.(İşte şu vaziyette bir insana hakiki ma’bud olacak; yalnız, her şeyin dizgini elinde, her şeyin hazinesi yanında, her şeyin yanında nâzır, her mekânda hâzır, mekândan münezzeh, aczden müberra, kusurdan mukaddes, nakstan muallâ bir Kadir-i Zülcelâl, bir Rahim-i Zülcemâl, bir Hakîm-i Zülkemâl Devamını Oku

  • HÜVE-L AHSEN: Sadece ve yalnız en güzel O’dur. Devamını Oku

  • HÜVE-L HASEN: Sadece, yalnız o güzeldir. Devamını Oku

  • SIRF(E): Sadece, yalnızca. * Sâfi ve hâlis şey. Karışık olmayan. Devamını Oku

  • TEEMMÜL: İyice, etraflıca düşünmek. Derin derin düşünmek.(Evet, aklı bozulmayan bir şahıs, teemmülü neticesinde anlar ki: Meselâ: Bal arısını pek çok şeylere fihriste yapan ve kitab-ı kâinatın ekser mesâilini insanın mahiyetinde yazan ve incir nüvesinde incir ağacının proğramını derceden ve insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan ve beşerin kuvve-i hafızasında tarih-i hayatını taallukatiyle beraber Devamını Oku

  • MAHZA: Ancak. Yalnız. Tek. * Sâde. Hâlis. Katıksız. Tam. Devamını Oku

  • FAKAT: (“Fa” ile “kat” dan müteşekkil) Hemen, yalnız, ancak, yeter, bes, gerçi, her ne kadar, lâkin, ammâ. Devamını Oku

  • FAKAT: (“Fa” ile “kat” dan müteşekkil) Hemen, yalnız, ancak, yeter, bes, gerçi, her ne kadar, lâkin, ammâ. Devamını Oku

  • HASR-I NAZAR: Sadece bir şeye bakıp dikkat etmek. * Yalnız bir mevzu veya meslek üzerinde çalışıp onda mütehassıs ve muvaffak olmaya çalışmak. Devamını Oku

  • MEŞŞAİYYUN: Meşşâiler. Derslerini gezerek veren, peygamberlere uymayarak yalnız akıl ve fikir ile hakikatı bulmaya çalışan ehl-i dalâlet. Dinsizlik yolunu açanlar, sadece akla itimad eden ve vahye tâbi olmayan imânsızlar. (Bak: İşrakiyyun) Devamını Oku

  • MÜSTAKİLLEN: (Kıllet. den) Yalnız, ancak. * Başlı başına olarak, kendi başına, bağımsız olarak. Devamını Oku

  • MENFAATPEREST: f. Yaptığı işin sadece faydasını düşünen. Sadece nefsine ait kârları, faydaları düşünerek çalışan. Allah rızasını esas gaye yapmayan kimse. Devamını Oku

  • TEHLİL: İslâmiyetin tevhid akidesini hülâsa eden, ancak bir İlâh bulunduğunu, Onun da ancak ve ancak Allah (C.C.) olduğunu ifade eden “Lâilâhe illâllâh” sözünü tekrar etmek. (Bak: Tevhid) Devamını Oku

  • TEVHİD-İ KIBLE: Sadece bir yere müteveccih olmak. Bir kıbleden başka kıble kabul etmemek. * Mc: Sadece bir üstad kabul etmek. Devamını Oku

  • KERRUBİYYUN: (Mukarrebûn) Sadece ibadetle meşgul olan melekler. Allah’a en yakın olan melekler. Büyük melekler. Kerubiyyun yalnız hamele-i arştır diyenler olduğu gibi, Kerrubiyyun diyenler de olmuştur. Aslı Kerubiyun’dur. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar