MAGNETİK Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MAGNETİK kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MAGNETİK: yun. (Manyetik) Mıknatıs gibi çekici kuvveti olan.

MAGNETİK ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MIKNATISİYYET: Mıknatıs kuvveti ve hassası. Devamını Oku

  • KUVVE-İ CÂZİBE: Kendine çekici kuvvet. Dünyanın câzibe, yani çekme kuvveti. Devamını Oku

  • CAZİBE: Çekme kuvveti. * Mc: Letafet zamanı. Hüsn-ü cemal.(Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet câzibeyi tevlid eder gibi bir âdet-i İlâhiyye, bir kanun-u Rabbanidir. Mek.) Devamını Oku

  • DİNAMİK: yun. Cisimlerin hareketleriyle bunları meydana getiren sebebler arasındaki alâkayı araştıran mekanik ilminin bir kolu. * Hareket eden, durup dinlenmek bilmeyen, hareketli. * Fls: Sâbitin zıddı olarak bir kuvvet tesiriyle dâim hareket halinde bulunan ve bulunduran, bir değişmesi, bir oluşu olan. Hareketle birlikte te’sirli kuvveti de olan. Devamını Oku

  • MIKNATIS: yun. Demir ve benzeri mâdenleri kendine çekici hususiyeti bulunan câzibe. * Başka te’sir altında kalmadan kuzey ve güney kutuplarına doğru yönünü değiştiren demir çubuk. (İki kutbu bulunan bu mıknatıslı çubuğun şimale bakan kısmına şimal (kuzey) ucu, cenuba çekilen ucuna da cenub (güney) ucu diyoruz. * Mağnetik oluş. Devamını Oku

  • NAMİ(YE): Büyüyen, artan, ürmee kuvveti olan. Nebat ve hayvandaki büyüyüp gelişme kuvveti. * Farsçada: Namlı, şöhretli, ünlü. Devamını Oku

  • KUVVE-İ KUDSİYE: Evliyâ kuvveti. Cenab-ı Hakk’ın yardımına mazhar olan kuvvet. Hakaik-ı imâniye ve Kur’aniyeyi gayet ince ve derin bir firaset ve dirayetle anlayabilme kuvveti. Devamını Oku

  • KUVVE-İ ZÂKİRE: Hafıza. Ezberleme kuvveti. Ezber edici kuvvet. Devamını Oku

  • İNSANİYET-İ KÜBRA: Büyük ve en makbul olan insânlık, yâni, İslâmiyet.(Ey Nefis! Hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlik-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismi ile bütün mat’umatı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur. So a sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün Devamını Oku

  • ZABTIYYE: Jandarma veya polis kuvveti. Memleket içi âsâyiş ve intizamı te’min maksadı ile çalışan hükümet kuvveti. Devamını Oku

  • KUVVE-İ MÜTEHAYYİLE: Hissolunan şeyin gıyabında resim ve tasvir kuvveti. Hayâl kuvveti. Devamını Oku

  • AHİLİK: Asırlar önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak gibi gayeleri vardı. Günlük hayatta ise teavün, yoksulları koruma gibi insani duyguları; ayrıca müzik, silah kullanma, binicilik kabiliyetlerini geliştirmeye de önem verirdi. Devamını Oku

  • KUVVE-İ TEŞRİİYE: Kanun vaz’etme kuvveti. şeriata uyan düsturlar yapma kuvveti. * Büyük Millet Meclisi. Devamını Oku

  • KÜREYVAT-I BEYZA: Kandaki beyaz renkte ve çok küçük kürecikler. Kan ve lenf gibi vücud mâyilerinde bulunan çekirdekli ve yuvarlak hücreler. Kırmızı küreciklere nisbetle azdırlar. Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır. Ne zaman müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür’atlı bir vaziyet-i acibe alırlar. Devamını Oku

  • KİSRA: Husrevden muarreb veya galat olan bu isim Sa’sâniler sülâlesinden olan Eski İran padişahlarına ve bilhassa Nevşirvan’den so akilere verilmiş olup, Rum imparatorlarına Kayser, Çin hükümdarlarına Fağfur ve Hakan denildiği gibi, bunlara da Kisra denilirdi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar