MÂ-İ MEVSULE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÂ-İ MEVSULE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÂ-İ MEVSULE: Buna ism-i mevsul de denir. Kendinden so a gelecek küçük cümleyi daha önce geçen cümleye bağlar. $ (Ketebtu mâ kultü: Söylediğimi yazdım, ne söyledimse yazdım) cümlesinde olduğu gibi.

Sponsorlu Bağlantılar

MÂ-İ MEVSULE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İSM-İ MEVSULE: O şey ki, o kimse ki, mânâlarının yerine kullanılan, “Mâ, Men, Ellezi” gibi kelimelerdir. İki kelimeyi veya mânâyı birbirine birleştiren, mânâsı kendinden so a gelen bir cümle ile tamamlanın bir kelimedir. Devamını Oku

  • ESMA-İ MEVSULE: Vasleden isimler. (Bak: İsm-i mevsule) Devamını Oku

  • MEVSULE: Bitiştirilmiş. Devamını Oku

  • NEKRE-İ MEVSULE: İki kelime veya mânâyı birbirine bağlayan kelime. Devamını Oku

  • MİN: Arabçada harf-i cerrdir. 1- Mekân ve bir şeye başlamayı ifâde eder.Meselâ: $ “Haftadan haftaya” da olduğu gibi.2- Teb’iz için olur. Meselâ: $”Kim bir kavme benzemeğe özenirse onlardan sayılır” cümlesinde olduğu gibi. Bazılarını, bir kısmını ifâde ediyor. 3- Cinsi beyan için olur. Meselâ: $ “İşlediğiniz hayrı Allah bilir” cümlesinde “min” tebyine (açıklamaya) vesile oluyor.4- Bedel-i Devamını Oku

  • TAFDİL: Bir şeyi üstün kılmak. Birisini ötekisinden mühim görmek. * Gr: Bir şeyi “en üstün, daha üstün daha çok, en iyi, daha iyi” gibi mânâ ifâde etmesi için mukayese ve üstünlük gösteren ismini söylemek ki, buna “ism-i tafdil” denir. Ef’al () vezninde; efdal (daha faziletli), ekber; (en büyük), ahsen; (en güzel, daha güzel) gibi. Türkçede; Devamını Oku

  • ŞART VE CEZA FİİLİNDEN TEREKÜB ETMİŞ CÜMLEYE ŞART VE CEZA CÜMLESİ DENİR. MESELÂ: (MEN YATLUB YECİD: Kim isterse bulur) cümlesinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • MA-HALA: (Bir istisnâ edatıdır) Mâadâ mânasına gelir, kendinden so aki kelimeyi nasb eder. $ (Allah’tan başka herşey fânidir) cümlesinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • EYYİM: Bekâr, dul. Eyyim; gerek bikir, gerek seyyib olsun zevci olmayan kadına ve zevcesi olmıyan erkeğe denir ki, buna bekâr denir. Bundan başka eyyim; hür kadına ve bir kimsenin kızı, hemşiresi, teyzesi gibi yakın hısmına da ıtlak edilir. (E.T.) Devamını Oku

  • SILA: Kavuşmak, ulaşmak, vuslat. * Âşıkın mâşukuna kavuşması. * Doğduğu yeri, hısım akrabayı gidip görme. * Bahşiş, hediye. * Gr: Cümlenin içinde ism-i mensub bulunmasıyla, dahil olduğu cümlenin evvelce mâlum olması iktiza eder. İçinde bulunduğu cümleyi so adan gelen cümleye bağlamaya yarayan (edip, ederek, ederken) gibi fiil şekli rabt sigası. Devamını Oku

  • ŞART: Bir kısım muamelelerde lüzumlu olan hüküm. Bir şeyin olması ona bağlı olan şey. * Kayıt. Bir iş için mutlaka lüzumlu olan husus. * Yemin. * Hal, vaziyet. * Gr: Biri diğerine bağlı olan iki cümle hakkında delâlet edilen; yâni mütevakkıf aleyhe delâlet eden diğer cümleye cezâ denir. Meselâ: “Haber verirsen, ben de gelirim” cümlesinde Devamını Oku

  • MÜSNEDÜN İLEYH: Özne, fail. Edebiyatta sözün birinci rüknüne denir. Kendine isnad edilen. (Nahivde buna mübtedâ denir) Devamını Oku

  • BİNA-YI MECHUL: Fiilde fâilin, öznenin meçhul olması hâli. Meselâ: “Yazmak” fiilinin binâ-yı meçhulü olan “yazıldı” kelimesinde olduğu gibi. Fiilde fâilin belli olması hâlinde de “binâ-yı malûm” denir. “Nuri yazdı” gibi. Devamını Oku

  • HARF-İ ATIF: Gr: İki kelime veya cümleyi birbirine bağlayan harf. Vav ve fe gibi. Arabçada on şekilde harf-i atıf şunlardır: $Bunlar bir kelimeyi veya cümleyi diğer bir kelime veya cümle üzerine atıf ve rabtederler. Bu harflerden evvelkine: ma’tufun aleyh, so akine ise, ma’tuf denir. (Bak: Atf) Devamını Oku

  • NUR: Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık. * Kur’ân-ı Kerim. İman. İslâmiyet. Peygamber. * Zulmeti def eden, şule, ışık. (Bazılarınca ziya, nurdan daha sağlamdır ve daha hastır. Nur; dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki nevidir. Dünyevi olanı da iki çeşittir: Biri: Envar-ı İlâhiyeden intişar eden nurdur. Akıl ve Nur-u Kur’an gibi. İkincisi: Görmekle Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar