LAHUTÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

LAHUTÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

LAHUTÎ: Uluhiyet âlemine mensub ve müteallik olan. Sır âlemi. Gaybî âleme ait. Ruhanî âlemle alâkalı.

Sponsorlu Bağlantılar

LAHUTÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • LAHUT: İlâhî âlem. Uluhiyet âlemi. Ruhanî, manevî alem. Devamını Oku

  • LAHUTİYAN: Uluhiyet âlemine girebilen melekler. Devamını Oku

  • RUHANİYYUN: (Ruhanî. C.) Ruh âlemine mensub olanlar. Âlem-i gayba nüfuz eden çok nuraniyet kazanmış zâtlar. Devamını Oku

  • RUHANÎ: Cisim olmayıp gözle görülmeyen cin ve melâike gibi bir mahluk. Ruha ait. Ruhtan meydana gelmiş, melek. * Madde ile alâkalı olmayan, mânevi, ruh âlemine mensub olan. Devamını Oku

  • DÜNYEVÎ: (Dünyeviye) Bu âleme mensub ve müteallik. Dünyaya âit ve dünya ile alâkalı. Devamını Oku

  • FARUKÎ: Hz. Ömer (R.A.) soyuna veya adâletine mensub olan. Hz. Ömer’e mensub ve müteallik. İmam-ı Rabbanî’nin bir lakabı. Devamını Oku

  • SIRAT KÖPRÜSÜ: Cennet’e gidebilmek için herkesin üzerinden geçmeğe mecbur olduğu ve Cehennem üzerine kurulmuş olan köprü.(İ’lem Eyyühel Aziz! İnkılâblar neticesinde, her iki taraf arasında geniş geniş dereler husule geliyor. O dereler üstünde her iki âlemle münasebettar köprüler lâzımdır ki, her iki âlem arasında gidiş geliş olsun. Lâkin o köprülerin inkılâbat cinslerine göre şekilleri, mâhiyyetleri mütebayin; Devamını Oku

  • MÂ-VERAÎ: Öteye mensub ve âid. * Diğer âlemle alâkalı. Devamını Oku

  • HAMD: Medih, övmek.Cenab-ı Hakk’a karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O’na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, senâ etmeleri. (Bak: Elhamdülillah) (Hamd’in en meşhur mânası; sıfat-ı kemaliyeyi izhar etmektir. Şöyle ki: Cenab-ı Hak insanı, kâinata câmi’ bir nüsha ve onsekizbin âlemi hâvi şu büyük alemin kitabına bir fihriste olarak yaratmıştır. Ve Esmâ-i Hüsnâ’dan her birisinin Devamını Oku

  • GAYB-ÜL GAYB: Kalbde olmayan şey. Hiç ortada eseri, varlığının, geleceğinin izi ve nişanı olmayan. Gaybın gaybı olan. Devamını Oku

  • ALEVÎ: Hz. Ali’ye mensub olan. Hz. Ali’ye âit ve müteallik. (Bak: şia) Devamını Oku

  • BATINÎ: İçe ait olan. Dış görünüşe ve zâhire dâir olmayan. Bâtına mensub ve müteallik. Dâhili ve manevi meselelere âit. * Tas: Bâtiniyyeden olan. Devamını Oku

  • KÜRE-İ ARZ: Dünya. (Yuvarlak olduğundan dolayı bu isim verilmiştir.)(Küre-i arz, küçüklüğüyle beraber semâvata karşı gelebilir. Çünki nasılki “Dâimi bir çeşme, varidatsız büyük bir gölden daha büyük” denilebilir. Hem, bir ölçek ile bir şey ölçerek başka yere nakledilen ve onun elinden geçmiş ve ona girmiş çıkmış bir mahsulâtla, zâhiren binler def’a ölçekten büyük ve dağ gibi Devamını Oku

  • FAHRİYE: Bir kimsenin kendini medih için söylediği söz veya şiir. Fahre mensub ve müteallik olan. Devamını Oku

  • ÂLEM-İ ERVAH: Ruhlar âlemi. Ruhların ve ruhanîlerin bulunduğu âlem. (Bak: Ruhaniyat) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar