LÂHIK Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

LÂHIK kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

LÂHIK: Yetişen, ulaşan, erişen. Eklenen, katılan. * Fık: Namaz başlangıcında imama uymuşken ayrılarak tekrar namaz bitmeden imama uyan.

LÂHIK ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • BERÂAT-ÜL İSTİHLÂL: Bir eserin içindekilerini güzel bir başlangıçla baş tarafında anlatmak. İyi bir alâmet. Güzel bir başlangıç. * Bir ibarede müradif ve mukni birkaç kelime bulunması, hüsn ve insicamdaki ibarenin vech-i mergub üzere te’lif ve terkibi. * Maaş, rütbe, nişan için hükümetçe bildirilen yazı gibi vesika. Devamını Oku

  • TEHECCÜD: Gece uyanıp namaz kılmak. Gece namazı. (Bu namaz, nâfile namazların en çok sevablısıdır.) Devamını Oku

  • MESBUK: Geçmiş. * Sebkedilmiş. Arkada bırakılmış. Başkasından geri kalmış. * İlmihalde: Evvelce imamla namaza durmamış olup, so adan imama uyan. Devamını Oku

  • LÂHIKA: Ek, ilâve, katılan şey. Zeyl. So adan ilâve edilen, eklenen. Devamını Oku

  • HALİFE: Öncekinin yerine geçen. * Fık: İlâhî, yâni şer’î hükümlerin tatbik ve icrası için Peygamber’e (A.S.M.) vekil olan zât. İmam. İmamet-i kübra. (Namazda imama uyan cemaat gibi, halifeye de şer’î emirlerde öylece itaat edilir. Halifede aranan dört şart: İlim, adalet, kifayet, a’zâ ve havâsta selâmet.) (Bak: Hilafet) Devamını Oku

  • BÎ-NAMAZ: f. Namaz kılmayan, namazı terkeden, namazsız. Beynamaz. (Bak: Târik-üs salât) Namaz, İslâmın temel şartlarından biridir. Peygamberimiz (A.S.M.), namaz dinin direğidir demiştir. Namazını terkeden dininin direğini yıkmış olur. Beş vakit namaz için bir saat yetmektedir. İnsan bir günün 24 saatinden bir saatini Allah’ın huzuruna çıkmak demek olan namaza ayırmazsa büyük ziyana uğramış olur. Namaz kılan Devamını Oku

  • CEMAAT: Topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük. * Fık: Bir imama uyup namaz kılan müslümanların heyeti. Bir mezhebe tâbi bir heyet teşkil eden ahali. * Aralarındaki münasebetleri din, örf ve âdetlere göre tanzim eden, akrabalık, komşuluk, hemşehrilik gibi rabıtalarla birbirine bağlı insan topluluğu. Devamını Oku

  • BÎDAR-DİL: f. Uyanık, aydın. Devamını Oku

  • EVAİL: Başlangıçlar, önler, evveller, eskiler. Devamını Oku

  • EVVEL-ÜL-EVÂİL: Evvellerin evveli. * Hâdiselerin başlangıcı. Devamını Oku

  • ZİNDE-DİL: f. Kalbi diri olan, uyanık. Devamını Oku

  • SİNE: Uyuklama, uykuya dalma başlangıcı. Uyku ile uyanıklık arası. (O anda insan, sesi duyduğu halde anlamaz.) Devamını Oku

  • MÜMTESİL: İmtisal eden, aldığı emre uyan. Devamını Oku

  • SAHV(E): Ayılma, ayıklık, aklı başında olmak. * Hastanın iyileşmesi. * Tas: Kendinden geçme hâlinin sona ermesi, his âlemine tekrar dönmek. * Uyanıklık. Devamını Oku

  • SALÂT-ÜL İŞÂ: Yatsı namazı. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar