KÜREYVAT-I BEYZA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

KÜREYVAT-I BEYZA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KÜREYVAT-I BEYZA: Kandaki beyaz renkte ve çok küçük kürecikler. Kan ve lenf gibi vücud mâyilerinde bulunan çekirdekli ve yuvarlak hücreler. Kırmızı küreciklere nisbetle azdırlar. Vazifeleri hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır. Ne zaman müdafaaya girseler Mevlevi gibi iki hareket-i devriye ile sür'atlı bir vaziyet-i acibe alırlar.

KÜREYVAT-I BEYZA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • KÜREYVAT-I HAMRA: Kırmızı kan kürecikleri. Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücrecikler olup kanın her mm.küpünde beş milyon kadar bulunurlar, beden hücrelerine erzak dağıtırlar ve bir kanun-u İlâhî ile hücrelere erzak yetiştirirler. (Tüccar ve erzak memurları gibi) Devamını Oku

  • EVRİDE: (Verid. C.) Vücudun her tarafından kalbe kanın gitmesini temin eden damarlar. Siyah kan damarları.(Sâni-i Hakîm, beden-i insanı, gayet muntazam bir şehir hükmünde halketmiştir. Damarların bir kısmı telgraf ve telefon vazifesini görür. Bir kısmı da, çeşmelerin boruları hükmünde, âb-ı hayat olan kanın cevelânına medardırlar. Kan ise; içinde iki kısım küreyvât halkedilmiş. Bir kısmı küreyvât-ı hamrâ Devamını Oku

  • KÜREYVAT: Kandaki küçük yuvarlak cisimler. Küçük küreler. Devamını Oku

  • NAR-I BEYZA: “Akkor, beyaz ateş” mânâsında olan bu tâbir fizikte: 1800 derece kadar olan hararette erimeyen cismin sıcaklık hâli demektir. * Bir meyve adı.(Hikmet-i tabiiyede nâr-ı beyza hâlinde ateşin bir derecesi var ki; harareti etrafına neşretmiyor ve etrafındaki harareti kendine celbettiği için, şu tarz bürudetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimad ettirip, mânen bürudetiyle ihrak Devamını Oku

  • BEYZA: (Müe.) Parlak. Beyaz. Sefid. * Afet, dâhiye, belâ, musibet. Devamını Oku

  • BEYZA’: (C.: Biyâz) Kasaba, köy. * Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz) Devamını Oku

  • BEYZA’: (C.: Biyâz) Kasaba, köy. * Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz) Devamını Oku

  • BEYZA’: (C.: Biyâz) Kasaba, köy. * Güzel yüzlü kadın. (Müz: Ebyaz) Devamını Oku

  • MİLLET-İ BEYZA: Bütün Müslümanlar. Devamını Oku

  • FİKRET-İ BEYZA: Münevver fikir. Parlak fikir. Devamını Oku

  • İSHAKİYYE KÖŞKÜ: Sadrazam İshak Paşa tarafından Sultan İkinci Bayezid için, Topkapı surları dahilinde yaptırılmış olan köşkün adıdır. Bânisinin ismine nisbetle bu adı almıştır. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • MİHANİKİYYET: yun. (Mihanik. den) Makine sanayiini ihate eden fen ve ilimler. Makine gibi cansız şeyler. * Cansız ve duygusuz fakat ahenkli hareket ve hareket kabiliyeti. Devamını Oku

  • KRİTİK: yun. Tenkid. Sıkışık durum, sıkıntılı. * Tıb: Hastalığın en kötü zamanı.KRUVAZÖR : Fr. Daha ziyade toplarla mücehhez açık denizlerde emniyeti te’min etmek ve konvoyları korumakla vazifeli süratli harp gemisi. Devamını Oku

  • AHİLİK: Asırlar önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak gibi gayeleri vardı. Günlük hayatta ise teavün, yoksulları koruma gibi insani duyguları; ayrıca müzik, silah kullanma, binicilik kabiliyetlerini geliştirmeye de önem verirdi. Devamını Oku

  • AŞK-I KİMYEVÎ: Fıtrî meyil ve alâka. Kimyevî unsurlar arasında birbirlerine karşı olan cazibe ve birleşme meyelanları ki; birer İlâhi emir ve kanunlardır.Fransızcası: Affinite (afinite) dir. (Sani-i Hakîm, havada iki unsur halk etmiştir. Biri azot, biri müvellid-ül humuza. Müvellid-ül humuza ise: Nefes içinde kana temas ettiği vakit, kanı telvis eden karbon unsur-u kesifini kehribar gibi kendine Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar