KÜLLİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

KÜLLİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KÜLLİYE: (Külliyet) Bütünlük, umumilik, genellik. * Bolluk, çokluk, ziyadelik. * Tar: Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arap vilâyetlerinde bazı medreselere, üniversite karşılığı verilen ad.

KÜLLİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DİSAR: (C.: Düsür) Üste giyilen kaftan, elbise. * Yatak çarşafı. * Arapçada elbise demek olduğu hâlde Osmanlıcada yalnız Farsça kaidesi ile yapılan sıfat terkiblerinde ziyadelik, çokluk, bolluk mânasında kullanılmıştır. Devamını Oku

  • SALİBE-İ KÜLLİYE: Man: Bir şeyin nefyine delâlet eden kaziye. Bir şeyin bütün bütün olmadığını veya mevcudattan hiç birisine hâkim ve müessir olmadığını iddia ve isbat eden hüküm.(Halk-ı eşya hakkında “mucibe-i külliye” sâdık olmadığı takdirde “salibe-i külliye” sâdık olur. Yâni ya bütün eşyanın Hâlikı Allah’tır veya Allah hiçbir şeyin Hâlikı değildir. Çünkü: Eşyanın arasında muntazam tesanüd Devamını Oku

  • İCAZET-İ KÜLLÎ: Vaktiyle Osmanlı serdarlarına ve sefirlerine müsâlaha, muahede akdi ve sair işler hakkında verilen mezuniyet. Tam salâhiyet demektir. Bu salâhiyeti alan kumandan veya sefir, üzerine aldığı işi merkezden sormaya ihtiyaç kalmadan maslahatın icabettirdiği ve kendi aklının erdiği vechile yapıp bitirirdi. Devamını Oku

  • KÜLLİYAT: (Külliyet. C.) Bütün. Hepsi. Hepsi birden. * Bir müellifin bütün eserleri. Devamını Oku

  • KAZİYE-İ KÜLLİYE: Man: Hüküm mevzuunun cemi efradına şâmil olan kaziyye. “İnsanların cümlesi nâtıktır” gibi. Devamını Oku

  • İN’AMAT-I KÜLLİYE: Bütün in’amlar. Cenab-ı Hakk’ın mahlukata, hususan insanlara hadsiz nimetler ihsan etmesi. Devamını Oku

  • MUCİBE-İ KÜLLİYE: Man: Müsbet ve umumi (şumüllü) olan kaziye. Devamını Oku

  • KUDRET-İ KÜLLİYE: Cenab-ı Hakk’ın küllî ve mutlak olan kudreti. Devamını Oku

  • ANÂSIR-I KÜLLİYE: Külli ve dünyanın her tarafından yayılmış bulunan unsurlar. Devamını Oku

  • KAİDE-İ KÜLLİYE: Açık ve sarih olan kaide ve hüküm. Herşey hakkında tatbik edilebilen, umumi kaide. Devamını Oku

  • İRADE-İ KÜLLİYE: Külli irade. Allah’ın her şeye şâmil olan emri ve iradesi. Devamını Oku

  • TAHAVVÜLÂT-I KÜLLİYE: Büyük değişiklikler. Devamını Oku

  • IRÂK-I ARAB: Arap Irak. Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan ve Bağdat’ın kuzeyine kadar uzanan topraklara Osmanlı İmparatorluğu zamanında verilen isim. Devamını Oku

  • KÜLLÎ: Külle mensub. Cüz’iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. * Çok, ziyade, fazla. * Man: İnsan dediğimiz zaman küll’ü ve küllîyi ifade etmiş oluyoruz. İnsanın eli, ayağı, kolu, gözü dersek cüz’ ve cüz’îyi ifade etmiş oluruz. Dünya denilirse küll; dünyanın karaları, kıt’aları veyahut denizleri dediğimiz zaman küll’ün eczasını ifade etmiş oluyoruz. Küll, cüz’lerden Devamını Oku

  • ABDULHAMİD LL: (mi: 1842-1918) 34′ üncü Osmanlı Padişâhıdır. 33 yıl saltanatta kalmış olan bu şefkatli Sultan,İslâmiyete son derece bağlı idi. Yüksek bir siyaset adamı ve devlet işlerini bizzat takibeden bir zattı. Memlekette bolluk ve refahı te’min için çalıştı. (R.Aleyh) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar