KİMYA-YI SAADET Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KİMYA-YI SAADET kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KİMYA-YI SAADET: Rezaletlerden sakınıp nefsi tehzib ve tezkiye ve faziletleri kazanmak sureti ile nefsi tahliye etmek, süslemek, tezyin etmek. * İmâm-ı Gazalinin bir eserinin ismi.

Sponsorlu Bağlantılar

KİMYA-YI SAADET ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DER-SAADET: f. Saadet kapısı. İstanbul’un eski ismi. Devamını Oku

  • BÂB-I SAADET: Saadet kapısı. * Sultanın sarayı. * İstanbul şehri. Devamını Oku

  • DERBAR-I SAADET-KARAR: İstanbul. (Osmanlılar devrinde İstanbul hilâfet merkezi olduğu için saadet kapısı diye tavsif edilirdi.) Devamını Oku

  • HIRKA-İ SAADET: Cenab-ı Peygamber’in (A.S.M.) İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda gümüş sandık içinde muhafaza edilen hırkasıdır. Mısır’ın fethi üzerine Mekke Şerifi tarafından diğer emanat-ı mübareke ile beraber Yavuz Sultan Selim Han’a hediye edilmiştir. Hırka-i Şerif de denir. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • HIRKA-İ SAADET DAİRESİ: İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda “mukaddes emanetlerin” bulunduğu yer. Burada yüzyıllardan beri, başta Peygamberimiz Hz.Muhammed’in (A.S.M.) hırkaları olmak üzere İslâmî nitelikte birçok mukaddes eşya saklanmaktadır. Bu eşya Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından, Mısır’ın fethinden (1517) so a İstanbul’a getirilmiştir. Devamını Oku

  • TAKYİN: Tezyin etmek, süslemek. Devamını Oku

  • FEDK: Atmak. * Tezyin etmek, süslemek. Devamını Oku

  • TESVİL: (C.: Tesvilât) Kötü bir şeyi güzel göstererek aldatma. * Tezyin etmek, süslemek. Devamını Oku

  • TERŞİH: (C.: Terşihât) Süzme, sızdırma. * Besleyip eğitme, terbiye etme. * Edb: Sözü özlü söyleme. * Tezyin etmek, süslemek. Devamını Oku

  • MÜKÂBERE: (Kibr. den) Kendi sözünün haksızlığını ve karşısındakinin doğruluğunu bildiği hâlde kabul etmemek ve nizâ çıkarmak, kavga etmek. Kendini büyük görmek.(Hilkat-ı kâinatta bir hikmet-i tâmme görünüyor. Evet inayet-i ezeliyenin timsali olan hikmet-i İlâhiyye, kâinatın umumunda gösterdiği maslahatların riâyeti ve hikmetlerin iltizamı lisanı ile saadet-i ebediyeyi ilân eder. Çünkü, saadet-i ebediyye olmazsa, şu kâinatta bilbedahe sâbit Devamını Oku

  • FAZAİL-İ AHLÂK: Ahlâk faziletleri. Devamını Oku

  • TEBRİK: Gözlerini dike dike bir yere bakmak. * Günaha girmek. * Uzak bir yere sefer etmek. * Çetinlik, zorluk sebebi ile yorulmak. * Kadının süslenip püslenmesi. * Evi ziynetleyip süslemek. Devamını Oku

  • MÜKÂTEBE: Yazışma. Mektuplaşma. Birbirine yazma. * Fık: Azâd edilmesi, bazı şartlara -mal kazanmak veya bir müddet hizmet etmek gibi neticeye- bağlı olan köle veya câriye ve bu azad hususunda yapılan mukavele. Devamını Oku

  • MÜKÂTEBE: Yazışma. Mektuplaşma. Birbirine yazma. * Fık: Azâd edilmesi, bazı şartlara -mal kazanmak veya bir müddet hizmet etmek gibi neticeye- bağlı olan köle veya câriye ve bu azad hususunda yapılan mukavele. Devamını Oku

  • İNSANİYET-İ KÜBRA: Büyük ve en makbul olan insânlık, yâni, İslâmiyet.(Ey Nefis! Hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlik-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismi ile bütün mat’umatı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur. So a sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar