KEMTERANE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KEMTERANE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KEMTERANE: f. Fakirce. Acizce. Çok küçük nisbette.

Sponsorlu Bağlantılar

KEMTERANE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • KURB: Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. (Zamanda, mekânda, nisbette, hatvede ve kuvvette kullanılır.) * Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer. Devamını Oku

  • SETR-İ GAYB: Gizlilik perdesi.(Demek, sefihâne lezzette sen hayvanlara yetişemezsin. Binler derece aşağı düşersin! Çünkü hayvana nisbeten gaybî olan şeyleri senin aklın görüyor, elemini alıyor. Setr-i gaybda bulunan istirahat-i tâmmeden bilkülliye mahrumsun. Hem senin medar-ı fahrin olan uhuvvet ve hürmet ve hamiyet gibi güzel hasletlerin, incecik bir zamana, büyük bir sahradan bir parmak kadar yere inhisar Devamını Oku

  • ÖMER (R.A.): Resül-ü Ekrem’in (A.S.M.) ikinci halifesi, Aşere-i Mübeşşere’den ve sahabenin en büyüklerindendir. Çok âdil, âbid, zâhid ve merhametli idi. Fakirce yaşadı. Adaleti, şecaat ve cesareti, İlâ-yı Kelimetullah için fedakârlığı meşhurdur. Çok Hadis-i Şeriflerle medhedildi. Zamanında çok fütühat ve ilerleme kaydedildi. Hilâfeti esnasında bütün Âlem-i İslâm, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın devrindeki gibi huzur ve rahat içinde Devamını Oku

  • KELÂMULLAH: Allah kelâmı, Kur’ân-ı Kerim. (Bak: Kur’ân)(Kur’ân başka kelâmlarla kabil-i kıyas olamaz. Çünkü, kelâmın tabakaları, ulviyet ve kuvvet ve hüsn-ü cemâl cihetinden dört menbaı var. Biri mütekellim, biri muhâtab, biri maksad, biri makamdır. Ediblerin yanlış olarak, yalnız makam gösterdikleri gibi değildir. Öyle ise, sözde “Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne için söylemiş? Ne makamda söylemiş?” ise Devamını Oku

  • İNSANİYET-İ KÜBRA: Büyük ve en makbul olan insânlık, yâni, İslâmiyet.(Ey Nefis! Hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlik-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismi ile bütün mat’umatı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur. So a sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün Devamını Oku

  • DARÜL HİKMETİL İSLAMİYE: (Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye) Bu teşkilât, son devirlerde gerek imparatorluk ve gerekse İslâm Aleminde ortaya çıkan bir takım dini mes’elelerin halli ve İslâma yapılan hücumların İslâm ahkâmına göre cevaplandırılması için 12 Ağustos 1334 (25 Ağustos 1918) tarihinde 5. Mehmed Reşat ve Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi’nin zamanda kurulmuştur.Ayrıca halkın her türlü dini ihtiyaçlarını, ilmi Devamını Oku

  • DARÜL HİKMETİL İSLAMİYE: (Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye) Bu teşkilât, son devirlerde gerek imparatorluk ve gerekse İslâm Aleminde ortaya çıkan bir takım dini mes’elelerin halli ve İslâma yapılan hücumların İslâm ahkâmına göre cevaplandırılması için 12 Ağustos 1334 (25 Ağustos 1918) tarihinde 5. Mehmed Reşat ve Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi’nin zamanda kurulmuştur.Ayrıca halkın her türlü dini ihtiyaçlarını, ilmi Devamını Oku

  • TEKRARAT-I KUR’ANİYE: Kur’anda birbirinin aynı olan veya birbirine benzer âyetlerin tekrar edilmiş olması. (Bak: Kur’an, Mumya)(Tekrarat-ı Kur’aniyedeki i’cazın bir lem’asını beyan zımnında “Altı Nokta”dan ibarettir.Birinci Nokta: Kur’an bir zikir kitabı, bir duâ kitabı, bir davet kitabı olduğuna nazaran surelerinde vukua gelen tekrar, belâgatça ayn-ı isabet ve ayn-ı hikmettir. Çünkü zikir ve duâdan maksad sevaptır ve Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar