KEMKÂM Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KEMKÂM kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KEMKÂM: Katı yüzlü, kaba ve tıknaz kimse. * Pelit ağacına benzer bir ağacın zamkı veya kabuğu.

Sponsorlu Bağlantılar

KEMKÂM ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • DIRV(E): Av öğrenmiş olan köpek yavrusu. * Dağ ağaçlarından pelit ağacına benzer bir ağaç. Devamını Oku

  • LÜKK: Nar ağacına benzer bir hindi ağacının zamkı. * Kılıç ve bıçak saplarını berkitmekte kullanılan meşhur bir nesne. Devamını Oku

  • MİSAL: Bir şeyin benzer hali. Benzer. Örnek. * Düş. Rüya. * Ahlâk ve âdâbla ilgili kıssa ve hikâye. * Bir şeyin örneği ve sıfatı. Kısas. * Gr: İlk harfi harf-i illet olan (yani; elif, vav veyahut da yâ olan) fiil veya kelime. Devamını Oku

  • TARİM: Kalın bulut. * Elleri ve ayakları kaba olan kimse. Devamını Oku

  • MÜTELA’SİMANE: f. Saçmalayarak, kemküm ederek. Devamını Oku

  • MÜTELA’SİM: (C.: Mütela’simîn) Saçmasapan cevap veren, kemküm eden. Devamını Oku

  • KİLAZ: Bodur, tıknaz kimse. Devamını Oku

  • DIHL: Kısa boylu, tıknaz kimse. Devamını Oku

  • Cİ’ZARE: Kısa boylu tıknaz kimse. Devamını Oku

  • VEZA: Tıknaz, topaç, bodur kimse. Devamını Oku

  • SAMGÎ: Zamk gibi, zamk halinde olan. Devamını Oku

  • DIHVENNE: Habis kimse. * Semiz kısa boylu, tıknaz kişi. Devamını Oku

  • MİA: Günlük adı verilen zamk. Devamını Oku

  • MÜRR: Acı. * Arap beldesinde bir ağacın zamkı. Devamını Oku

  • ZİBE’RA: Yaramaz huylu kimse. * Kaba sakallı, yüzü ve kaşı kıllı kimse. * Timsahın dişisi. * Boynuzuyla fili başında götüren canavar. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar