KAVM Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

KAVM kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KAVM: (Kavim) Bir peygambere tâbi ve bağlı insan topluluğu. Aralarında dil, âdet, örf, kültür birliği olan cemâat, topluluk. Millet. Bir işe başlamak. * Pazar kurmak. * Müşteri ile anlaşmak.

KAVM ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • KAVM-İ MAHSUR: Nüfusu yüz kişiden az olan köy halkı. Devamını Oku

  • KAVMÎ: Kavme âit, kavimle alâkalı. Devamını Oku

  • KAVMİYET: Kavimcilik. Milliyetçilik. Bir kavmin hususiyetleri. Devamını Oku

  • KAVMİYETÇİLİK: İslâmiyetin âyet-i kerime ve hadis-i şerifle men’ettiği, soy sop üstünlüğü ileri sürerek, kendi kavminden olmayanlardan ayrılmak ve onları hakir görmek. (Bak: Asabiyet-i câhiliye) Devamını Oku

  • ASABİYET-İ KAVMİYE: Vatanperverlik. Menfi milliyetçilik, Asabiyet-i câhiliye, asabiyet-i milliye, asabiyet-i nev’iyye gibi tabirler de aynı mânayı ifâde eder. (Bak: Asabiyet-i Câhiliyye). Devamını Oku

  • CEMAAT: Topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük. * Fık: Bir imama uyup namaz kılan müslümanların heyeti. Bir mezhebe tâbi bir heyet teşkil eden ahali. * Aralarındaki münasebetleri din, örf ve âdetlere göre tanzim eden, akrabalık, komşuluk, hemşehrilik gibi rabıtalarla birbirine bağlı insan topluluğu. Devamını Oku

  • ÜMMET: Cemaat, kavim, taife. * Bir hâkim milletin ashabından olan hey’et-i içtimaiye. * Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir peygamberin Hakka davet ettiği cemaat. * Bir dille konuşan millet. * Arkasına düşülecek bir cemaat veya tarikat. Devamını Oku

  • MECLİS: Oturulacak, toplanılacak yer. * Görüşülecek bir mes’ele için bir araya gelmiş insan topluluğu. * Devlet işlerini görüşmek üzere Millet Vekillerinin toplandıkları büyük bina. Devamını Oku

  • MİLLET: Bir dinden olanların topluluğu. Din, dil ve târih beraberliği bulunan insan cemaatı. Sınıf. Topluluk. * Bir sülâleden gelenlerin hepsi. * Maddi, mânevi bir unsurdan sayılıp beraber yaşayanların hepsi. Devamını Oku

  • KIYAM: Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. * Ayaklanmak. İsyan. * Ölümden so a tekrar dirilmek. * Bir işe başlamak, devam etmek. * Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. * Canlanmak. * Kıyâmet günü (mânâsına da gelir). * Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı. Devamını Oku

  • CEYL: (C.: Ecyâl) İnsan topluluğu, zümre, kavim. * Nesil, batın, kuşak. * Yengeç. Devamını Oku

  • ABONMAN: Fr. Bir imalâtçı ile müşteri arasında düzenli satın alma için yapılan anlaşma. Devamını Oku

  • MİLLİYET: Ümmet. Aralarında din, dil ve tarih birliği olan topluluktaki hâl. Millet olma. Aralarında maddi mânevi birlik ve beraberlik râbıtaları bulunan topluluktaki vasıf. (Milliyetimiz bir vücuddur. Ruhu, İslâmiyyet; aklı, Kur’ân ve imândır.)(Kimin himmeti milleti ise, o tek başiyle küçük bir millettir. M.)(Fikr-i milliyet, şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zâlimleri, bunu İslâmlar içinde Devamını Oku

  • NEFER: Bir kişi, tek kişi. * Asker, er. (Bazılarınca insan cemaati. Ona kadar olan adam topluluğuna denir. Üçten ona kadar olan kişilere “Reht” denir.) Devamını Oku

  • ŞERZİME: Küçük insan topluluğu. (Bak: Şirzime) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar