KÂMURAN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KÂMURAN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KÂMURAN: (Bak: Kâmran)

Sponsorlu Bağlantılar

KÂMURAN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ÂL-İ İMRÂN: İmran soyundan gelenler. (İmran ikidir. Birisi: Hz. Musa ve Harun’un (A.S.) babaları olan İmran ibn-i Yashür ibn-i Lâvi ibn-i Yakub ibn-i İshak ibn-i İbrahim’dir (A.S.) İkincisi: Hz. Meryemin babası olan İmran ibn-i Metan ki, bu da Süleyman ibn-i Dâvud ibn-i İşa neslinden, bunlar da Yahuda ibn-i Yakub neslindendirler. İki İmran arasında 1800 sene Devamını Oku

  • MURAN: (Mur. C.) Karıncalar. Devamını Oku

  • İMRAN: Hz. Meryemin babası. (Bak: Âl-i İmran) Devamını Oku

  • KÂMRAN: f. Arzusuna nâil olan, bahtiyar, mes’ud. Devamını Oku

  • HÜKÜMRAN: Hâkim, hükümdar. Hüküm ve saltanat süren. Hükümfermâ. Devamını Oku

  • KÂMRANÎ: f. Mutluluk, kâmranlık. İsteğine, arzusuna kavuşmuş olma. Devamını Oku

  • ZEKERİYYA (A.S.): Benî İsrail peygamberlerinden ve Hz. Süleyman Aleyhisselâm’ın neslindendir. Beytül-Makdis’de Tevrat yazan ve kurban kesen reis idi. Zevcesi, Hz. Meryem’in teyzesi idi. Benî İsrail’in büyüklerinden olan İmran namındaki zatın karısı Hanne, Zekeriyya (A.S.) ın karısının kardeşidir. Hz. Meryem İmran kızı ve Hanne’den doğmuştur. Zekeriyya Aleyhisselâm’ın himayesinde büyümüştü. So adan Yahya isminde oğlu dünyaya geldi. Devamını Oku

  • ZEHRAVAN: (Zehrâveyn) İki parlak şey. * Kur’an-ı Kerim’de Sure-i Bakara ile Âl-i İmran Surelerine birlikte verilen isim. Devamını Oku

  • ÂL-İ İMRAN SURESİ: Kur’an-ı Kerimin üçüncü suresinin ismi olup Medine-i Münevvere’de nâzil olmuştur. Bu sureye Eman, Kenz, Ma’niyye, Mücadele, İstiğfar Suresi ve Tayyibe de denilir. Devamını Oku

  • ADALET: Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Mâdelet. Dâd. Cenab-ı Hakk’ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah’ın emrini icra etmek.(Adâlet iki şıktır. Biri mübet, diğeri menfidir. Müsbet ise; hak sahibine hakkını vermektir. Şu kısım adâlet; bu dünyada bedahet derecesinde ihâtası vardır. Çünkü Devamını Oku

  • RUH: f. Yanak, yüz, çehre. * Arabçada: Efsânevi bir kuş. (Bak: Ruhsâr)RUH : Can, nefes, canlılık. * Öz, hülâsa, en mühim nokta. * His. * Kur’an. * İsa (A.S.). * Cebrail (A.S.). * Korkmak. (Bak: Vicdan)(Ruh, bir kanun-u zivücud-u haricîdir. Bir namus-u zişuurdur. Sabit ve dâim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden Devamını Oku

  • ÂLEM-İ EMİR: Sâdece bir emr-i İlâhî ile işlerin hemen olduğu âlem. Yaradılışa ait kanunlar âlemi.(Ruha bir derece müşabih ve ikisi de âlem-i emirden ve iradeden geldiklerinden masdar itibariyle ruha bir derece muvafık, fakat yalnız vücud-u hissi olmayan nevilerde hükümran olan kavânine dikkat edilse ve o namuslara bakılsa görünür ki: Eğer o kanun-u emri, vücud-u harici Devamını Oku

  • KİRAMEN KÂTİBÎN: İnsanların iki tarafında bulunup, sevablarını ve günahlarını yazan meleklerin adı. Devamını Oku

  • KÜFÜV (KÜFV): şerik. Nazir, akran, denk, eş, benzer, misil. Hemtâ. (Bak: Kefâet) Devamını Oku

  • DEMEŞK (DİMEŞK): Şam şehri. * Yürüğen kuvvetli, seri deve. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar