KALB-İ HARÂB Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KALB-İ HARÂB kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KALB-İ HARÂB: Harab olmuş gönül.

Sponsorlu Bağlantılar

KALB-İ HARÂB ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜNHEDİM: (Hedm. den) Yıkılmış, inhidam olmuş, harab olmuş. Devamını Oku

  • DAŞTE: f. Köhne, harab olmuş, eskimiş, yıpranmış. * Mâlik olmuş. Devamını Oku

  • KALB-İ MUZTARİB: Iztırab çeken kalb. Devamını Oku

  • RİKKAT-İ KALB: Kalb rikkati, kalb yufkalığı. Devamını Oku

  • BÂTIN-I KALB: Kalbin içi. Kalbdeki hisler.(Dünyayı ve ondaki mahlûkatı mâna-yı harfiyle sev. Mâna-yı ismiyle sevme. “Ne kadar güzel yapılmış” de. “Ne kadar güzeldir” deme. Ve kalbin bâtınına, başka muhabbetlerin girmesine meydan verme. Çünki: Bâtın-ı kalb, âyine-i Samed’dir ve O’na mahsustur. S.) Devamını Oku

  • MEST-İ HARAB: Çok sarhoş olmuş kimse. Devamını Oku

  • HARİB: Yıkan, harab eden. * Haydut. Devamını Oku

  • MÜŞRİF-ÜL HARÂB: Harab olmağa ve yıkılmağa yüz tutmuş. Devamını Oku

  • SEVAD-ÜL KALB: Kalbin ortasında var olduğu farzedilen kara leke. (Bak: Süveyda-ül kalb) Devamını Oku

  • KALB-İ ÂHENİN: Demir gibi metin ve sağlam olan kalb. Devamını Oku

  • SÜVEYDA-ÜL KALB: (Sevâd-ül kalb, Sevdâ-ül kalb) Kalbin ortasında varlığı kabul edilen siyah nokta. Kalbdeki gizli günah. Buna Habbet-ül kalb, Esved-ül kalb de denir. Kalbdeki basiret mahalli diye bilinir. Eskiden bir kısım muhakkikler, kalbin mezkur mahalline; Mahall-i ulum-u diniyye demişler. Ekseriyyetle mahall-i idrak ve basiret olarak kabul edilir. Bir kısım âlimler de “Kalbin dahili olan akıldan Devamını Oku

  • HUZUR-U KALB: Kalb huzuru, gönül rahatlığı. Devamını Oku

  • DARABAN-I KALB: Kalb çarpıntısı, kalbin vuruşu. Devamını Oku

  • HANE-HARAB: f. Câhil, bilgisiz. * Evi yıkılmış, evsiz barksız kalmış. * Hâli perişan olmuş kimse. * Mc: Müflis, züğürt, sefil. Devamını Oku

  • EMRAZ-I KALBİYE: Kalb hastalıkları.(Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da ulum-u akliyeye tevaggul etmek nisbetindedir. Demek mânevi olan hastalıklar, insanları aklî ilimlere teşvik ve sevkeder. Ve akliyat ile iştigal eden, emraz-ı kalbiyeye mübtelâ olur!.. M.N.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar