KAİDE-İ KÜLLİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KAİDE-İ KÜLLİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KAİDE-İ KÜLLİYE: Açık ve sarih olan kaide ve hüküm. Herşey hakkında tatbik edilebilen, umumi kaide.

Sponsorlu Bağlantılar

KAİDE-İ KÜLLİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUCİBE-İ KÜLLİYE: Man: Müsbet ve umumi (şumüllü) olan kaziye. Devamını Oku

  • ŞAZZ: (Şâzze) Kaide hârici olan. Umumi nizamdan ayrılmış olan, müstesna bulunan. Devamını Oku

  • KUDRET-İ KÜLLİYE: Cenab-ı Hakk’ın küllî ve mutlak olan kudreti. Devamını Oku

  • LAFZ-I KÜLLÎ: Man: Mânâsı umumi ve herkesçe müşterek olan lâfız. “İnsan” gibi. Devamını Oku

  • HEY’ET-İ UMUMİYE: Umumi hey’et. Bir şeyin teferruatları nazara alınmadan olan umumi durumu. Devamını Oku

  • İN’AMAT-I KÜLLİYE: Bütün in’amlar. Cenab-ı Hakk’ın mahlukata, hususan insanlara hadsiz nimetler ihsan etmesi. Devamını Oku

  • İSTİFA-YI KISAS: Kısas hakkının bilfiil yerine getirilmesi. Câni hakkında kısas cezasının tatbik edilmiş olması. Devamını Oku

  • AKL-I KÜLLÎ: Kâinatta görülen umumi ahenk. Her şeyi kavrayan akıl. Devamını Oku

  • ÂDİL: (Âdile) Adâlet eden. Allah’ın emirlerini noksansız tatbik eden. Doğru. Doğruluk gösteren. Adâlet sahibi. (Bak: Adâlet)(Meselâ bir hükümdâr-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zâlimlerden almakla ve fakirleri kavilerin şerrinden muhafaza etmekle ve herkese müstahak olduğu hakkı vermekle lezzet alması, iftihar etmesi, memnun olması; hükümdarlığın ve adaletin bir kaide-i esasiyesi olduğundan elbette Hâkim-i Hakim, Adl-i Devamını Oku

  • DÜSTUR: f. Umumi kaide. Kanun, nizam. * Örnek, nümune * Üslub. İzin, müsaade. * Mu’teber ve mu’temed kimse. * Destur. Devamını Oku

  • VÂRİD(E): (Vürud. dan) Ulaşan, yetişen, gelen, erişen. Akla gelen. * Olan. Bir şey hakkında söylenip tatbik edilen. * Hâzır, nâzır. * Bahadır. Devamını Oku

  • MENAFİ-İ UMUMİYE: Umumi menfaatler, umumi faydalar. Devamını Oku

  • KÜLLÎ: Külle mensub. Cüz’iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. * Çok, ziyade, fazla. * Man: İnsan dediğimiz zaman küll’ü ve küllîyi ifade etmiş oluyoruz. İnsanın eli, ayağı, kolu, gözü dersek cüz’ ve cüz’îyi ifade etmiş oluruz. Dünya denilirse küll; dünyanın karaları, kıt’aları veyahut denizleri dediğimiz zaman küll’ün eczasını ifade etmiş oluyoruz. Küll, cüz’lerden Devamını Oku

  • KIYASİYYAT: (Kıyâsi. C.) Benzetme veya tatbik ile olanlar. * Umumi kurallara uygun olanlar. Devamını Oku

  • ADÂLET-İ İZAFİYE: İzafi adalet veya adâlet-i nisbiye de denir. Küll’ün selâmeti için, cüz’ü feda eden adalet usulüdür.(Cemaat için ferdin hakkını nazara almaz, “ehvenüş-şer” diye bir nevi adalet-i izâfiyeyi yapmağa çalışır. Fakat adalet-i mahza kabil-i tatbik ise “adalet-i izafiye”ye gidilmez, gidilse zulümdür. M.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar