KAİD-ÜL CEBEL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

KAİD-ÜL CEBEL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

KAİD-ÜL CEBEL: Dağın çıkıntısı, burnu.

Sponsorlu Bağlantılar

KAİD-ÜL CEBEL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUAZ İBN-İ CEBEL: (Ebu Abdurrahman el Ensarî) Ashâb-ı Kirâm arasında hürmetle yâd olunan büyük fakihlerdendir. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sağlığında Kur’an-ı Kerim’i cem’edip ezberleyen bahtiyarlardandır. Peygamberimiz, “Kur’ânı, Muaz İbn-i Cebel’den alınız” buyurmuştur. 157 hadis rivâyet etmiştir. Ürdün nâhiyesinde otuz yaşında olduğu hâlde ebediyete intikal etti. (R.A.) Devamını Oku

  • ZİRVE-İ CEBEL: Dağ tepesi. Devamını Oku

  • CEBELİSTAN: f. Dağlık, dağlık yer. Devamını Oku

  • VERA-İ CEBEL: Dağın arkası. Devamını Oku

  • CEBEL: Dağ, yüksek tepe. * Mc: Bir kavmin meşhuru ve büyüğü, âlim ve fâzıl kimse. Devamını Oku

  • CEBEL-ÜN NUR: Mekke dağlarından, Hira veya Hırra veya Harra Dağı. Peygamberimize (A.S.M.) ilk vahyin geldiği dağ. Devamını Oku

  • CEBEL-İ ARAFAT: Arafat Dağı. Devamını Oku

  • MEŞ’AR-ÜL HARAM: Hac zamanında ziyaret edilecek muayyen yer. Cebel-i Kuzah, Müzdelife’de bir yerin ismi. Devamını Oku

  • CİBAL: (Cebel. C.) Dağlar. Devamını Oku

  • KİYR: Demirciler körüğü. * Dağ, cebel. Devamını Oku

  • FİND: Dağ burnu. Devamını Oku

  • AK’AM: Burnu eğri. Devamını Oku

  • FÜRTUSE: Hınzır burnu. Devamını Oku

  • KURNAS: Dağın burnu. Devamını Oku

  • HULEYKA': At burnu. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar