IZFAR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

IZFAR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

IZFAR: Biri tarafından tırnaklanma. Bir kimseyi tırnaklama.

Sponsorlu Bağlantılar

IZFAR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İŞARET-İ ÂLİYE: Tar: Şeyh-ül islâm, defterdar ve yeniçeri ağası gibi maiyyet memurlarından biri tarafından yazılan takrir veya ilam üzerine sadrazamın kabul veya red şeklinde yazdığı yazı. * Sadaret makamından çıkan emirler. Devamını Oku

  • KADIRGA: Buharlı gemilerin icadından evvel kullanılan harp gemilerinden biri. Kürek ve yelkenle kullanılırdı. Kadırgalar 25 oturaklı idi ve her küreği dörder adam tarafından çekilirdi. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • İSTİRKAK: (Rıkk. dan) Harbde düşman tarafından esir alma. * Köle edinme, bir kimseyi kendine köle olarak alma. Devamını Oku

  • HAVERNAK: Irak’ta bulunan Numân-ı Ekber denen biri tarafından binâ edilmiş olan bir köşk. Devamını Oku

  • BALGAM: Solunum yolları tarafından salgılanan ve ağızdan dışarı atılan sümük, irin ve kan karışımı maddedir. * Eskiden bedende bulunduğu sanılan dört unsurdan biri. (Bak: Ahlât) Devamını Oku

  • HELESAYA ÇIKMAK: Eskiden ramazanlarda iftardan so a para toplamak için çocuklar tarafından teşkil edilen çalgılı heyetlere katılanlar tarafından nakarat makamında söylenen bir tabirdir. Dilenciliğin kibarcalarından sayılır. Devamını Oku

  • İSİMLİK: Tar: Saraylılar tarafından gönderilen hediyelik şeylerin kimin tarafından gönderildiğini belirten adres pusulası. Devamını Oku

  • BÂBİL: Asurlular devrinde Irak’ta kurulan şehirlerden biri. Bağdat’ın aşağı tarafında bulunan ve büyücülüğünden dolayı, eski edebiyatımızda “Çeh-i Bâbil” olarak yer alan ve birçok dillerin meydana gelmesi bakımından da adı geçen “Bâbil Kulesi”nin bulunduğu ilkçağdan kalma bir şehir. Devamını Oku

  • KAİDE: Esas. Temel. Düstur. Nizam. Yol. Ayaklık. * Dip taraf. * Bir şeyin meydana gelmesine şart ve düstur olan husus. * Bir ilim ve fennin düsturlarından her biri. * Fık: Hayızdan ve çocuktan kesilmiş kadın. Devamını Oku

  • KIT’A: (C.: Kıtat) Dünyanın kara parçalarından her biri. * Memleket. Ülke. * Mat: Bir dairenin bir yayı ile onun çapı arasındaki kısım. * Tıb: Kesik organın vücudda kalan parçası. * Ask: Çok kalabalık olmayan askerî kuvvet. * Edb: En az iki beyitten yapılmış manzume parçası. * Bir dönüm araziden az olan yer. * Parça, cüz. Devamını Oku

  • MUHASIM: Düşmanlık eden. Düşman olan taraflardan biri. Hasım olan. Birbirini dâva edenlerden her biri. Karşı tarafı tutan. Devamını Oku

  • İ’LAMAT-I ŞER’İYE MÜMEYYİZİ: Şeyh-ül İslâm kapısındaki fetvahanenin üç kaleminden biri olan “İlâmat Odası”nın başındaki memurun ünvanı idi. Kadılar tarafından verilen ilâmları tetkik vazifesiyle mükellef olduğu için, bu memuriyete, ulemadan tanınmış olanlar tâyin edilirdi. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • MASLAHAT-I MÜRSELE: Şeriat tarafından ne itibar ve ne de ibtâl ve ilgâ edildiği mâlum olmayan bir mes’elenin maslahat üzere fakihler tarafından hükümlendirilmesi. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ HARACİYE: Müslümanlar tarafından fetholunan ve ulul-emir tarafından müslim olmayan eski sahibi elinde bırakılan veya hâriçten müslim olmayanlar getirilerek yerleştirilen arâzi. Devamını Oku

  • RAĞBET-İ UMUMİYE: Umum tarafından rağbet edilip beğenilme. Herkes tarafından istenme. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar