İSRAF Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İSRAF kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İSRAF: Lüzumsuz yere harcamak. Malı ve parayı lüzumsuz yere sarf etmek. İhtiyacından fazla istihlâk etmek ve harcamak. * En lüzumlu aslî vazifeleri bırakıp en lüzumsuz veya zararlı şeylerle meşgul olarak ömrünü veya gençliğini boş yere harcamak.(Hâlik-ı Rahim, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise; şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır. İktisad ise: nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır. L.)(Bir lokma kırk paraya, diğer bir lokma on kuruşa... Ağıza girmeden ve boğazdan geçtikten so a birdirler. Yalnız, birkaç saniye ağızda bir fark var. Müfettiş ve kapıcı olan kuvve-i zâikayı taltif ve memnun etmek için birden ona gitmek, israfın en sefihidir. M.)

İSRAF ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İSRAFİL: Dört büyük melekten biri olup Kıyamet günü cesedlere nefh-i ruh etmeğe ve Sur’u üfürmeğe vazifelidir. (Bak: Melâike) Devamını Oku

  • KUVVE-İ ZÂİKA: Dildeki tad alma duygusu. (Bak: Dil)(Ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idâresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir. O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nev’inden ancak beş derecesi muvafık olur.. fazla olamaz. Tâ ki; kapıcı gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla Devamını Oku

  • SEREF: Boş yere ve lüzumsuz harcamak, israf etmek. * Hatâ etmek. * Âdet, haslet iyi huy. Devamını Oku

  • MÜFRED: (Müfret) Tek, yalnız. Müteaddid olmayıp yalnız birden ibaret olan. * Basit, mürekkeb olmayan. * Gr: Yalnız bir şey veya şahsa işaret eden veya bire mahsus olan kelime. Cemi veya tesniye olmayan. * Edb: Başı ve sonu olmayan tek ve kafiyesiz beyit. Devamını Oku

  • TEBZİR: Boş yere malını sarf etmek. * Serpmek. Dağıtmak. * İsraf etmek, lâyık olmayan yere malını sarfetmek. Devamını Oku

  • MÜBEZZİRÎN: (Mübezzir. C.) İsraf edenler. Lüzumsuz harcıyanlar. * Çok ve lüzumsuz konuşanlar. Devamını Oku

  • EBB: (C.: Abâb) Kuru ot. Taze ot. * Mer’a, otlak, çayır. * Kavga etmek veya bir yerden gitmek için hazırlanmak. Devamını Oku

  • VATAN-I ASLÎ: Bir insanın doğup büyüdüğü veya içinde barınmak kasdedip, başka yere gitmek istemediği yerdir. Yalnız en az 15 gün kalmak istediği yer de kendisi için vatan-ı ikamettir. (Bak: Mukim) * Cennet. Devamını Oku

  • CENB: Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. * Def’etmek, kovmak. * Müştak olmak. * Bir yere gitmek için bir yere inmek. * Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. * Büyük ve çok olan. * Engin taraf. * Şetmetmek, söğmek. (L.R.) Devamını Oku

  • TEZAKKUM: Lokma lokma etmek. * Kaymak ile hurmayı karıştırıp yemek. (O taama “zekkum” derler.) Devamını Oku

  • TAYY-İ MERATİB: Birden üst mertebeye geçmek. Birden mertebeleri aşıp, geçip gitmek. Devamını Oku

  • SEFAHET: (Sefeh) Zevk ve eğlenceye ve yasak şeylere düşkünlük. Akılsızlık edip lüzumsuz yere, sonunu düşünmeden, hazz-ı nefs için masraf etmek. Devamını Oku

  • İRTİHAL: Bir yerden başka yere göçmek, gitmek. Nakl-i mekân etmek. * Ölmek. Devamını Oku

  • HADÎS-İ MUALLAK: Senedinin yalnız ibtidasından bir veya birkaç ravisi hazf edilmiş olan hadistir. Meselâ: Bir zat kendi şeyhini ve şeyhinin şeyhini zikr etmeksizin onların fevkindeki râvilerden itibaren senedi zikr etse ta’likte bulunmuş olur. (Ist. Fık.K.) Devamını Oku

  • MÜSRİFÂNE: f. İsraf ederek, boş yere harcayarak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar