İMAN-I İCMALÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

İMAN-I İCMALÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İMAN-I İCMALÎ: İcmalî iman, yani; taraf-ı Nebevîden tebliğ buyurulan şeylerin hey'et-i mecmualarına inanmak, yâni; "Her ne tebliğ buyruldu ise; cümlesi haktır" diye tasdik etmektir.

Sponsorlu Bağlantılar

İMAN-I İCMALÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İCMALÎ İMAN: İman esaslarını kısaca bilmek. Allah’a ve Peygamberine imân ettiğini söylemek ve tasdik etmek. (Bak: İman-ı icmalî) Devamını Oku

  • ALE-L-İCMAL: Toplu olarak, topluca. Devamını Oku

  • MEÂL-İ İCMALÎ: Kısaca hülâsası, kısaca mânâsı. İcmalî meâl. Devamını Oku

  • İCMALÎ: Kısaca, toplu olarak, tafsilatsız. Muhtasaran. Devamını Oku

  • İCMAL: Hülâsa etmek. Kısaltmak, bir araya toplamak. Kısa anlatmak. Biriktirmek. * Uzun bir hesaptan çıkarılan hülâsa, netice. Devamını Oku

  • ALÂ-TARİK-İL İCMAL: Kısaca, icmal yoluyla. Devamını Oku

  • İCMAL-İ ŞEHRÎ: Aylık gelir ve giderleri, yahut yalnız giderleri toplu ve kısaltılmış olarak gösteren cetveller. Devamını Oku

  • İCMAL-İ SENEVÎ: Senelik gelir ve giderleri yahut yalnız giderleri toplu ve kısaltmış olarak gösteren cetveller. Devamını Oku

  • İ’TİKAD: İnanmak. İnanç. Sıdk ve doğruluğuna kalben kararlı olmak. Gönülden tasdik ederek inanmak. Dinin temelini meydana getiren şeylere inanmak. (Bak: İltizam) Devamını Oku

  • NİŞANE-İ TASDİK: Kabul edildiğine dâir işaret, tasdik işareti. * Mu’cizeler.(Kabir, ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısı (olduğunu) ihbar eden 124 bin muhbir-i sâdık, ellerinde nişane-i tasdik olan mu’cizeler bulunan enbiyalar ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri, keşif ve zevk ve şuhud ile tasdik eden ve imza basan 124 milyon evliyanın Devamını Oku

  • İMAN-I TAHKİKÎ: İmana aid bütün mes’eleleri yakînî surette tedkik ile bilmek ve yaşamak ve tahkikî iman derslerini veren ve taklidî imanı tahkike tebdil eden eserleri sadakatla okumak neticesinde hâsıl olan sağlam, sarsılmaz iman. (Mü’minin kalbi tasdik nuru ile o derece münevver olmasıdır ki, o nur bütün letaif-i insaniyyeye nüfuz eder.) Devamını Oku

  • Bİ’SET-İ NEBEVİYE: Allah tarafından Peygamberin gönderilmesi. Devamını Oku

  • BERŞAN: f. Ümmet. Bir peygamberin tebliğ ettiği dine ve kitaba iman eden cemaat. Devamını Oku

  • ŞART: Bir kısım muamelelerde lüzumlu olan hüküm. Bir şeyin olması ona bağlı olan şey. * Kayıt. Bir iş için mutlaka lüzumlu olan husus. * Yemin. * Hal, vaziyet. * Gr: Biri diğerine bağlı olan iki cümle hakkında delâlet edilen; yâni mütevakkıf aleyhe delâlet eden diğer cümleye cezâ denir. Meselâ: “Haber verirsen, ben de gelirim” cümlesinde Devamını Oku

  • RİSALE-İ NUR: f. Nurun Risalesi. Kur’an’dan alınan âyetlerin tefsiri ile tahkikî iman dersi veren kitap. Büyük mücahid Bediüzzaman Hazretlerinin eserleri.(Risale-i Nur’un vazifesi:… Hayat-ı ebediyeyi mahveden ve hayat-ı dünyeviyeyi de dehşetli bir zehire çeviren küfr-ü mutlaka karşı, imanî olan hakikatlarla, gayet kat’i ve en mütemerrid zındık feylesofları dahi imana getiren kuvvetli bürhanlarla Kur’ana hizmet etmektir. Ş.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar