İLMÜHABER Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İLMÜHABER kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İLMÜHABER: (İlm-i haber) Resmi bir daireye verilmek üzere hazırlanan ve bir adamın ahvâli hakkında bilgileri ihtiva eden kâğıt. Resmi vesika. * Para, evrak vs. teslim olunduğunu gösteren ve bunları getiren adamın eline verilen pusula.

İLMÜHABER ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HABER-İ MEŞHUR: Bidayette râvisi mahdut iken so aki devirlerde, yalan üzere ittifakları muhal olan bir cemaat tarafından nakledilegelen makbul hadistir. (Ist. Fık.K.) Devamını Oku

  • HABER: Hâriçten insanın fikrine intikal eden ilim. * Yeni havadis. Ağızdan ağıza nakledilen söz. * Peyam. Peygam. Nebe’. İlim ve malumat. Bilgi. * Hadis, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselâm’ın sözü. * Edb: Hâdiseyi bildiren fiil veya cümle. * Gr: Müsned. Mübtedanın mukabili. Bir isme yakıştırılan sıfat. Allah büyüktür cümlesinde: Allah, mübteda; büyüktür, onun haberidir. Bu, mübteda Devamını Oku

  • HABER-İ SÂDIK: Doğru haber. Hz. Peygamber’in (A.S.M.) sözü. Hadis. Devamını Oku

  • HABER-İ KÂZİB: Yalan haber. Devamını Oku

  • BÎ-HABER: f. Habersiz, bilgisiz. Devamını Oku

  • BÂ-HABER: Haberi olan, haberli. * Zeki, akıllı. * İhtiyatlı, tedbirli. Devamını Oku

  • HABERÎ: (Haberiyye) Haberle ilgili. Haberden ibaret olan. * Gr: Yüklemle ilgili. Devamını Oku

  • HABER-İ MÜTEVATİR: Birçok kimselerin çokları vasıtası ile rivâyet ettikleri hadis. Devamını Oku

  • HABER-İ VÂHİD: Bir sahabeden, bir kişiden veya bir koldan gelen sahih hadis. (Bak: Mütevatir) Devamını Oku

  • İLMİYE KIYAFETİ: İlmiye mensublarının giyiniş tarzları. İlmiye kıyafeti; şalvar, cübbe ve sarıktı. Bununla birlikte ilmiye mensublarının kıyafetlerinde bazı değişiklikler de vardı. Orta derecedekiler cübbe ile sokağa çıktıkları halde üst tabakayı teşkil eden ricâl kısmı, lata yahut biniş giyerlerdi. Ayrıca ilmiyenin, “İlmiye” maddesinde yazılı, resmi günlere mahsus kıyafetleri de vardı. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • KERAMET-İ İLMİYE: İktisab suretiyle olmayıp, vehbi yani Cenab-ı Hakk’ın atiyyesi olarak geniş bir ilme mazhariyyetten hâsıl olan ilmi keramet. *İlim tahsili ile çok büyük ilim sâhibi olan bir allâmeden çok daha yüksek vâsi’ ve hârikulâde bir ilme mazhar bulunan, hem ilmî dehâsı ve fart-ı zekâsı tecrübelerle ve harika eserleri ile sâbit ve müsellem olarak bir Devamını Oku

  • İLMİYE RİCALİ: İlmiye tarikinin yüksek tabakasına verilen addır. Bunun yerine “ricâl-i ilmiye” tabiri de kullanılırdı. İlmiye mensubları cübbe ile sokağa çıktıkları halde ilmiye ricali lata yahut biniş giyerlerdi. Devamını Oku

  • İLMİYE: Fıkıh ve şeriat ilimleri, iman ve Kur’an hakikatları ve tahkiki iman dersleri ile iştigal eden zatların mensub oldukları yol. Alimlerin mesleği. Devamını Oku

  • İLM: (İlim) Okumakla veya görmek ve dinlemekle veya ihsan-ı Hak’la elde edilen malumat. Bilmek. İdrak etmek.(İlim, hakikatı bilmekten ibarettir. İlim, marifetten daha umumidir. Marifet, tefekkürle bilmek mânasına olmakla beraber, Cenab-ı Hakk’a nisbeti câiz olmaz. Gerek huzurî olsun (ilm-i İlâhî gibi) ve gerek husulî olsun (ilm-i ibad gibi) ve vech-i dikkat üzere bilmeye de denir. Şuur, Devamını Oku

  • BİLMÜŞAHEDE: Görmek suretiyle, görerek.(Hem Sâni-i Âlem’in nihayet cemalde olan kemal-i san’atı üzerine enzar-ı dikkati celb etmek, teşhir etmek istemesine mukabil, en yüksek bir sada ile dellallık eden; yine bilmüşâhede O Zat’tır… M.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar