İLA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

İLA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İLA: Son, nihâyet, dek, değin,...ye,...ye kadar (mânâlarına gelir, harf-i cerdir.)

Sponsorlu Bağlantılar

İLA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HATTA: Harf-i atıftır, gaye bildirir. Ve (fazla olarak, kadar, bile, dahi, hem de…) mânalarına gelir. Devamını Oku

  • RUBBE: Gr: Harf-i cerdir, nekre ile beraber olur. Çokluk veya azlığa işaret eder. “Öylesi var ki” mânâsındadır. Devamını Oku

  • MİN.. İLA: den… ye kadar. Devamını Oku

  • LÂM-I TA’RİF VEYA LÂM-I İSTİĞRAK: Kelimenin mânâsını umuma teşmil ettiği için, istiğrak mânâsı verilir. El-i istiğrak veya harf-i ta’rif de denir. Meselâ: Hamd kelimesi herhangi bir hamdi ifâde ettiği halde; El-Hamd dediğimiz zaman her ne kadar hamd varsa, bütün hamd ve senâlar mânâsına gelir. Bu, harf-i ta’rif ile olur. Harf-i ta’rif bir kelimeyi belirsiz halden Devamını Oku

  • Bİ-: Başına eklendiği kelimeyi “e” haline getirir. İle, için mânâlarını vererek Farsçadaki “be” edatıyla aynı vazifeyi görür. Harf-i cerdir. Yâni; kendinden so aki kelimeyi esre (“İ” diye) okutur. Yemin için de kullanılır. Devamını Oku

  • FÎ: Arabçada harf-i cerrdir. Mekâna ve zamana âidiyyeti bildirir. Ta’lil için, isti’lâ için ve yine harf-i cerr olan “bâ, ilâ, min, maa” harflerinin yerine kullanılır. Geçen mef’ul ile gelecek fasıl arasında geçer. Te’kid mânası da vardı. (L.R.)Başka bir ifade ile kısaca (fî) : “İçinde, içine, hakkında, hususunda, üzere, dâir, mütedair, beherine ve herbirine” mânalarına gelir. Devamını Oku

  • HARF-İ ZÂİD: Gr: Kelimenin bazı tasrifinde düşen harf. Fazla, zâid harf. Te’kid için yazılan harf. So adan ilâve olan harf. Devamını Oku

  • HARF-İ MEZİD: Arabçada masdar olan kelimeye harf ilâvesi ile başka masdar yapılır. Bu ilâve edilen harflere “Harf-i mezid” denir. Meselâ: kelimesinde harf-i aslî üçtür. $ (mükâtebe) dendiği zaman, “Müfâale masdarı şekline göre, mim ve elif harfleri, harf-i meziddendir” denir. Devamını Oku

  • TA-BE: f. “… e kadar” mânasına gelir ve kelimelerin başlarına eklenir. Devamını Oku

  • MEF’UL-Ü SARİH: Doğrudan doğruya mef’ul demektir. Bir harf-i cerle ifâde olunmaz. “Nuri dalı kırdı” cümlesinde “dal” mef’ul-ü sarihtir. “Nuri daldan düştü” dersek, bunu arapça ifâde için (min) harf-i cerri ile söyleyebiliriz. İşte böyle harf-i cerle söylenen mef’ullere, “mef’ul-ü gayr-i sarih” denir. Bunlar mef’uldeki harf-i cerlerin adına göre isim alırlar. Meselâ: Mef’ul-ü maa, mef’ul-ü fih, mef’ul-ü Devamını Oku

  • İLÂ-ÂHİR: Sona kadar, diğerleri de böyledir ve başkaları… (manalarına gelir.) Devamını Oku

  • İ’TİLA: (Ulüv. den) Yükselmek. Yukarı çıkmak. * Yüksek rütbelere çıkmak. Devamını Oku

  • ÇAĞLA: (Çağala) Badem, erik, kayısı gibi yemişlerin yenebilen ham meyvesi. Devamını Oku

  • DEK: t. Edat olup zaman ve mekân için kullanılır. “Hatta, tâ, kadar” mânalarına gelir. Meselâ: Akşama dek çalıştım. Devamını Oku

  • LAĞIM: Kaleleri düşürmek için gedik açmak veya düşman ordugâhına zarar yapmak maksadıyla açılan ve barut konulup atılan yerler. Bu işi yapanlara “lâğımcı” denilirdi. So adan bu türlü işlere “İstihkâm” denilmiş ve o ad altında askeri teşkilât yapılmıştır. * Kazurat ve çirkef sularının akmasına mahsus örtülü yol. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar