İKTİTA’ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

İKTİTA’ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İKTİTA': Almak. Bir şeyin bir kısmını koparıp almak.

Sponsorlu Bağlantılar

İKTİTA’ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İKTİBAS: Bir söz veya yazıyı olduğu gibi veya kısaltarak almak. Birisinden ilmen istifade etmek. İstifade suretiyle almak, alınmak. * Söz arasında Kur’an-ı Kerimden veya Hadis-i Şeriftden veya başka makbul eserlerden bir cümlenin kâmilen veya kısmen az tasarruf ile veya tasarrufsuz alınması. * Ateş almak. * Ödünç almak. Devamını Oku

  • MÜBAYAA: Satın almak. Pazarlıkla bir şeyin değerini verip almak. Devamını Oku

  • İSTİSAL: (Asl. dan) Kökten koparıp çıkarmak. * Tıb: Bedenden kesilmesi veya koparılması istenen bir parçayı, uru kökünden koparmak. Devamını Oku

  • İNSİFA': (Nısıf. dan) Bir şeyin ortası. * Bir şeyin yarısını alma. * Gündüzün ortası. * Hakka hizmet. * Adaletle mukabele etmek. Mazluma yardım edip zâlimden hakkını almak. Devamını Oku

  • TAAHHÜD: (Ahd. den) Bir işin veya bir şeyin yapılması için söz verme, üzerine almak. İltizam etme. Resmi söz verme. Yüklenme. * Postaya verilen bir şeyin, yerine varmasını sağlama. Devamını Oku

  • TAHLİS: Kurtarmak. Halâs etmek. * Bir şeyin özünü, hülâsasını almak. Devamını Oku

  • NESİE: Veresiye almak. Satın alınan şeyin bedelini vermeyip so aya bırakmak. Devamını Oku

  • KABZ: Tutmak. Ele almak. Kavramak. Almak. * Tahsil etmek. Teslim almak. * Amelde zorluk çekmek. * Kuşun süratle uçması. * Mülk. Devamını Oku

  • İKTİTAF: Edb: Sözün özünü almak. * Ağaçtan meyve toplamak. Toplanma. Toplama. * Bir uğraşma sonucunda faydalanma. Devamını Oku

  • İKTİRAN: Ulaşmak. Mukarin olmak. Yaklaşmak. Yetişmek. * İki şeyin bir arada gelmesi. İki nimetin aynı anda bulunması gibi… (İktiran tâbirinden anlaşılan: Bir şeyin zahirî sebebiyle o şeyin beraber görünmesidir. Meselâ bir bahçeye su vermek zahirî sebebi ile nebatların büyümesi; veya bir mürşidin irşadiyle hidayete ermenin bir zaman içinde beraber bulunmaları ki, hem zahirî sebeplerin, hem Devamını Oku

  • KA’R: Derinlik. Dip. Her şeyin dibi. Nihâyet. * Yemeği dipten yemek. * Çalmak. koparmak. Devamını Oku

  • İKTİSAS: Birinin izinden, ardından gitmek. * Kısas istemek. İntikam almak. * Kıssa. * Hikâyeyi veya bir haberi doğruca söylemek. Devamını Oku

  • NASFET: (Nasafet) İnsaf. Haklılık. Bir şeyin yarısını almak. Hakkaniyet. İnsanları, kanunların şümulüne girmeyen hakları te’min ve ifasına zorlayan fotri adâlet hissi. Devamını Oku

  • İKTİNAF: Bir şeyin etrafını kuşatmak. * Deve için ağıl edinmek. Devamını Oku

  • HASR: Bir şeyin içine alma. Yalnız bir şeye mahsus kılma. * Bir çember içine almak. Askerle etrafını kuşatmak. * Sıkıştırma. Kısaltma. * Okurken tutulup kalmak. * Vakfetmek. * Zaman ayırmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar