İKTİRAN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

İKTİRAN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İKTİRAN: Ulaşmak. Mukarin olmak. Yaklaşmak. Yetişmek. * İki şeyin bir arada gelmesi. İki nimetin aynı anda bulunması gibi... (İktiran tâbirinden anlaşılan: Bir şeyin zahirî sebebiyle o şeyin beraber görünmesidir. Meselâ bir bahçeye su vermek zahirî sebebi ile nebatların büyümesi; veya bir mürşidin irşadiyle hidayete ermenin bir zaman içinde beraber bulunmaları ki, hem zahirî sebeplerin, hem de neticelerin hakiki sahibi ve müessiri ancak Cenab-ı Hak'tır.)(Esbab-ı zâhiriyeyi perestiş edenleri aldatan; iki şeyin beraber gelmesi veya bulunmasıdır ki, "iktiran" tabir edilir, birbirine illet zannetmeleridir. Hem bir şeyin ademi, bir nimetin mâdum olmasına illet olduğundan, tevehhüm eder ki: O şeyin vücudu dahi, o nimetin vücuduna illettir. Şükrünü, minnettarlığını o şeye verir, hataya düşer. Çünki bir nimetin vücudu, o nimetin umum mukaddematına ve şerâitine terettüb eder. Halbuki o nimetin ademi, birtek şartın ademiyle oluyor. Meselâ: Bir bahçeyi sulayan cedvelin deliğini açmıyan adam, o bahçenin kurumasına ve o nimetlerin ademine sebeb ve illet oluyor. Fakat o bahçenin nimetlerinin vücudu, o adamın hizmetinden başka yüzer şeraitin vücuduna tevakkufla beraber, illet-i hakiki olan kudret ve irade-i Rabbaniye ile vücuda gelir: İşte bu mağlatanın ne kadar hatâsı zâhir olduğunu anla ve esbabperestlerin de ne kadar hatâ ettiklerini bil! L.)

Sponsorlu Bağlantılar

İKTİRAN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İKTİRANÎ KIYAS: Man: Neticenin aynı veya nakizı, mukaddemelerinin birisinde bilfiil zikredilmeyen kıyastır. Meselâ: “Her cisim muhdestir”. Ve nakizı olan: “Bazı cisimler muhdes değildir” kaziyeleri, ne birinci ve ne de ikinci mukaddemede hey’et-i mecmuası ile zikredilmiş olmadığından iktirânidir. Devamını Oku

  • DÂLL-İ Bİ-L İKTİZA: (Dâllibiliktiza) İktizası ile delâlet eden. * Ist: Şer’an muhtacun ileyh olan bir lâzime delâlet eden lâfızdır. Başka bir tâbir ile; vaz’olunduğu mânadan mukaddem isbatına şer’an lüzum ve ihtiyaç mevcud olan bir medlule delâlet eden ibaredir. Meselâ: Bir kimse bir şahsa hitaben: “Evini şu kadar liraya benim nâmıma medrese yap” deyip o şahıs Devamını Oku

  • İKTİBAS: Bir söz veya yazıyı olduğu gibi veya kısaltarak almak. Birisinden ilmen istifade etmek. İstifade suretiyle almak, alınmak. * Söz arasında Kur’an-ı Kerimden veya Hadis-i Şeriftden veya başka makbul eserlerden bir cümlenin kâmilen veya kısmen az tasarruf ile veya tasarrufsuz alınması. * Ateş almak. * Ödünç almak. Devamını Oku

  • MÜSBET HAREKET: Doğruluğu âşikâr olan ve belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket. * Allah’ın (C.C.) emrine uygun, tahribkâr ve tecavüzkâr olmayan, yapıcı ve tâmir edici tarzda olan, mizan, adâlet ve insafa uyan hareket.(Bir şeyin vücudu, bütün eczasının vücuduna vâbestedir. Ademi ise, bir cüz’ünün ademi ile olduğundan; zayıf adam Devamını Oku

  • İKTİNA': Künyelenme. * Anlaşılmayacak şekilde söyleme. * Gizlenme, saklanma. Devamını Oku

  • İKTİNAF: Bir şeyin etrafını kuşatmak. * Deve için ağıl edinmek. Devamını Oku

  • İKTİTAB: Yazılmış olan bir şeyin kopyasını çıkarma, suretini alma. Devamını Oku

  • İKTİTA': Almak. Bir şeyin bir kısmını koparıp almak. Devamını Oku

  • RAN: (Reyn. den fiil) Kalb katılaşması, lekelenmek. Kalbin kasavetlenmesi. * Pas, kir. (Bak: Reyn) Devamını Oku

  • SER-GİRAN: f. Başı ağır. * Mc: Çok sarhoş. Devamını Oku

  • İKTİYAL: Kile veya ölçek ile ölçme. Devamını Oku

  • İKTİYAD: Tutup götürme veya götürülme. Devamını Oku

  • İKTİDAB: Bir şeyi kendisi için kesmek. * Henüz öğretilmemiş deveye binmek. * İrticâlen söz söylemek. * Edb: Şâir, kasidesinden teşbihi keserek maksadına, yani medhettiğinin medhine geçmek. Hüsn-i tahallus (yani: Bir şeyin meydana gelmesine hayali ve güzel bir sebeb göstermek ile olan intikal), en uygunu ve en lâtifi olur. Müelliflerin Emmâ ba’dü, “Bundan so a” kelimesine Devamını Oku

  • İKTİSAD: Tutum, biriktirme. Her hususta itidal üzere bulunmak. Lüzumundan fazla veya noksan sarfiyattan kaçınmak. * Edb: Beyit veya kasideyi birbirine vasl ile uzatmak.(İktisad ve hıssetin çok farkı var. Tevâzu, nasıl ki ahlâk-ı seyyieden olan tezellülden mânen ayrı ve sureten benzer bir haslet-i memduhadır. Ve vakar, nasıl ki kötü hasletlerden olan tekebbürden mânen ayrı ve sureten Devamını Oku

  • İKTİRAH: (C.: İktirahat) (Karh. dan) Evvelden hazırlamadan düzgün bir şekilde ve içe doğduğu gibi (şiir veya nutuk) söyleme. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar