IKTAAT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

IKTAAT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

IKTAAT: (Iktâ. C.) Sahibi olmayan ve üzerinde imaret eseri olmıyan yerlerden olup, ulülemr tarafından istihkak sahibine imar ve inşa etmesi için tahsis olunan arazi.

Sponsorlu Bağlantılar

IKTAAT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ARÂZİ-İ MUHTEKERE: Kiracısı tarafından üzerine bina yapılmak veya ağaç dikilmek üzere senelik bir ücret karşılığında kiraya verilen arazi. (Kiracı, kira bedelini her sene arâzi sahibine vererek o arâziyi devamlı sûrette elinde bulundurur.) Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ HARACİYE: Müslümanlar tarafından fetholunan ve ulul-emir tarafından müslim olmayan eski sahibi elinde bırakılan veya hâriçten müslim olmayanlar getirilerek yerleştirilen arâzi. Devamını Oku

  • ÖRF: İnsanlar arasında güzel görülmüş, red ve inkâr edilmeyip mükerreren yapılagelmiş olan şeydir. Bu kelime; ihsan, ma’ruf, cud, sehâ, bezl ve atâ olunan, atiyye, tanımak, bilmek, biliş, ikrar eylemek, arka arkaya tetebbu ve tevâli etmek, Allah (C.C.) tarafından ulülemre ve Sultana tevdi’ olunan hüküm, müstahsen, yani Hazret-i Peygamberin (A.S.M.) iyi gördüğü şeyler, gibi mânalara gelir. Devamını Oku

  • EKERAT: Ziraat ve imar için, sahiblerinin rençberlere verdikleri arazi. Devamını Oku

  • MİHVER: Dünyanın kuzey ve güneş kutbu arasından geçtiği farz olunan hat, dönen bir şeyin ortasından geçen mil. Düzgün geometrik şekilleri iki eşit kısma ayıran doğru çizgi. Çark ve tekerlek gibi dönen şeylerin ortasından geçen mil. Merkez. * Mat: Üzerinde bir müsbet ciheti var farzedilen sonsuz hat. * Kağnı arabasının dingili. Devamını Oku

  • IKTA': (Kat.’dan) Delil göstererek susturma. * Mülkiyeti devlete ait olan bir arazinin menfaatinin hazinede istihkakı bulunan kimseye padişah tarafından verilmesi. * Maktuan ihâle. Devamını Oku

  • MASLAHAT-I MÜRSELE: Şeriat tarafından ne itibar ve ne de ibtâl ve ilgâ edildiği mâlum olmayan bir mes’elenin maslahat üzere fakihler tarafından hükümlendirilmesi. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ MÜŞTEREKE: Huk: Çokları tarafından tasarruf olunan yer. Devamını Oku

  • ARSA: (C: Arasât) Bina yapılacak boş arazi parçası. Üzerindeki binası yıkılmış veya yapıya tahsis olunmuş yer. Devamını Oku

  • ARAZİ-İ MEVÂT: Huk: Hiç kimse tarafından kullanılmayan ve halka verilmeyen, meskun mahallerden biraz uzakta bulunan taşlık ve kıraç arazi.* İşlenmemiş toprak. Devamını Oku

  • MUKARRÜN-BİH: Başka birisine âit olduğu, birisi tarafından haber verilen hak. İkrâr olunan hak. Devamını Oku

  • MUHADDİSÎN-İ MUHADDESÛN: Allah tarafından kendilerine ilham olunan muhaddisler. Devamını Oku

  • SÜRRİYYE: Sahibi tarafından başka yerde oturtulan cariye. Devamını Oku

  • REB': Ev, arazi. Barınılan, iskân olunan yer. Devamını Oku

  • HİBEK: (C.: Hubük) Rüzgârın lâtif estiği zaman denizde veya kumda meydana getirdiği yol yol kırıntılar ve dalgacıklar. Saçların kıvırcıklığından hâsıl olan dalgalanmalar. Kelimenin aslı olan “habk” sıkı bağlayıp muhkem kılmak; ve kumaşı sıkı, sağlam ve üzerinde san’at eseri zahir olacak vecihle güzel bir zemin üzere dokumak mânasına gelir. (E.T.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar