İFHAM Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İFHAM kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İFHAM: İkna edip sükût ettirmek. Delil göstermekle ve isbat etmekle galip gelmek.

İFHAM ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İSTİFHAMÎ: İstifhama ait, sormağa dair. Devamını Oku

  • MÜFHAM: Susturulmuş, iskât edilmiş olan. Devamını Oku

  • İSTİFHAM EDATLARI: Gr: Arabçada: E, men, keyfe, ma. Devamını Oku

  • BEYAN-I İFHAMİYE: Bildirmek ve anlatabilmek için yapılan açıklama. Devamını Oku

  • SÜKÛT-İ İSTİFHAM: İstifham sessizliği. Devamını Oku

  • SÜKÛT-İ İSTİFHAM: İstifham sessizliği. Devamını Oku

  • MÂ-İ İSTİFHAMİYYE: Sual için kullanılan kelimenin başında gelir. (Mâhâzâ: Bu nedir? Mâindek: Yanındaki nedir?) suallerinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • İSTİFHAM-I İNKÂRÎ: Gr: Menfî cihetle sual sormak. (İnkâr ettiğini bildirir şekilde “Olmaz” diyen birisine karşı, “Olur mu? diye sormak gibi.) Devamını Oku

  • İSTİFHAM-I ANİNNEFY: Nefyi olmayan sual sormak. Meselâ: Cenab-ı Hakk’ın ruhlara: Ben Rabbiniz değil miyim? diye sorması gibi. Buna istifham-ı takrirî de denir. (Bak: Bezm) Devamını Oku

  • İSTİFHAM: Sual sorup anlamak. Anlamak için sormak. * Edb: Cevap istemek için değil, daha çok dikkati çekmek, hisleri kuvvetlerdirmek maksadıyla soru şeklinde söylemek san’atıdır. Şefkat, sevgi, hayret, kin ve nefret gibi duyguların te’siri altında vuku bulur. Meselâ:(Nerde Ertuğrul’u koynunda büyütmüş obalar?Hani Osman gibi Orhan gibi gürbüz babalar?Hani bir şanlı Süleyman Paşa, bir kanlı Selim?Ah bir Devamını Oku

  • FÂSİD DAİRE: Man: A yı B ile, B yi A ile ispat etmek. Bir düşünceyi isbat etmek için isbat edilmemiş başka bir düşünceyi delil olarak kullanmak ve bunu da isbat için isbatı istenen ilk düşünceyi doğru sayıp buna delil diye kullanmak. Yani isbat edilen ile isbat edeni birbirine delil saymak olup isabetsizdir. Devamını Oku

  • İTYAN: Delil getirmek. * Gelmek. * Vermek. * Vüsul, vasıl. * Vârid olmak. * Zikir ve isbat ve takrir eylemek. Devamını Oku

  • İMAN-I BİL-ÂHİRET: Âhirete, öldükten so a dirileceğine, haşir ve neşre, Cennet ve Cehennem’e inanmak.(Evet, subutî bir emri ihbar etmenin kolaylığı ve inkâr ve nefyetmenin gayet müşkül olduğu bu temsilden görülür. Şöyle ki:Biri dese: Süt konserveleri olan gayet hârika bir bahçe, küre-i arz üzerinde vardır. Diğeri dese: Yoktur. İsbat eden, yalnız onun yerini veyahut bazı meyvelerini Devamını Oku

  • İLZAM: Muaraza veya muhakemede delil göstererek muhalifini susturmak, iskât etmek. Söz ve fikirde galibiyet. İltizam ettirmek. İsnad ve isbat etmek. Devamını Oku

  • MÜFHİM: İfham eden. Delil ile susturan. Ağız açtırmayan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar