İBRİZ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

İBRİZ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

İBRİZ: Halis altun, saf altun.

İBRİZ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ŞEZRE: (C.: Şezerât-Şüzur) İşlenmemiş ham altun. * Süs için asılan inci ve altun. Devamını Oku

  • KİBRİT: Kükürt. * Kırmızı, yakut, altun. * Ucu kibritlenmiş yakacak madde. Devamını Oku

  • KİBRİT-İ AHMER: Kırmızı kibrit. * Cisimleri altun hâline koyacak derecede te’sirli olduğu söylenen şey. İksir. * Tas: Mürşid. Kıymeti çok yüksek olan. Devamını Oku

  • GİRİT MADALYASI: Tar: Biri Sultan Aziz diğeri Sultan II.Abdülhamid devrinde olmak üzere ihdas olunan madalyalar. Her ikisinin de altun ve gümüş olmak üzere iki türlüsü vardı. Girit işinde hizmeti görünen devlet ricaline altun, ikinci derecedeki memurlarla halka, gümüş olanı verilirdi. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • KUHH: Halis, saf, katıksız. Devamını Oku

  • IKYAN: Halis iyi altın. * İnci parçası. Devamını Oku

  • ASCED: Halis, karışıksız altın. Devamını Oku

  • FİLİZ: Ağaç ve çiçek fidanı, taze sürgün. * Eritilip temizlenmemiş olan altun, gümüş,demir, bakır gibi külçe, ham maden. * Erimiş bakır. Devamını Oku

  • MAGŞUŞİYYET: Halis ve saf olmayış. Karışıklık. Devamını Oku

  • BİJE: f. Safi, halis, katıksız, sade, sırf. * Hususiyle. Devamını Oku

  • ÂRİB: Halis Arap cinsinden olan. Devamını Oku

  • HÂLİSEN: Halis ve katıksız olduğu halde. Hilesizce, doğru olarak. Devamını Oku

  • ŞEMUL: Sâfi halis şarap. * Kıble mukabilinden esen rüzgar. Devamını Oku

  • DEHMA: Belâ. Zahmet * Çömlek. * Çok adet, kesret, sayı çokluğu. * Kadim, eski. * Halis kırmızı koyun. * Koyu kızıl. Devamını Oku

  • EBU-L FADL: Altun. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar