HUSUSÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HUSUSÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HUSUSÎ: Bir şeye aid olan. Herkese âid olmayan.

HUSUSÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ALE-L-HUSUS: Hususiyle, hepsinden önce olarak. Bâhusus. Devamını Oku

  • HUSUSİYAT: Hususi olan şeyler. Hususiyyetler. Devamını Oku

  • HUSUSİYET: Ahbaplık, tanışıklık, yakınlık. * Hususilik. Devamını Oku

  • KÂTİB-İ HUSUSÎ: Büyük bir kimsenin kullandığı özel kâtip, hususi kâtib. Devamını Oku

  • MEKÂTİB-İ HUSUSİYE: Hususi mektebler. Özel okullar. Devamını Oku

  • MÜESSESÂT-I HUSUSİYE: Hususi daireler ve müesseseler. Devamını Oku

  • HUSUS: İş. Mevzu. Yol. Usul. Keyfiyet. Madde. Şey. Bir şeyin sairlerinden ayrıldığını ve temyizini bildiren cihet ve keyfiyet. Devamını Oku

  • MEKTEB-İ HUSUSÎ: Özel okul, hususi mekteb. Devamını Oku

  • HAYAT-I HUSUSİYYE: Hususi hayat, özel hayat. Şahsa ait hayat. Devamını Oku

  • CEVAZ-I ŞER’Î: Şer’an câiz olma. Şeriatça yasak olmayan husus. Devamını Oku

  • İDAB: Herkesi ziyafete davet etme. Sofrası herkese açık olma. * Doğruluğunu ve hak olduğunu herkese bildirme. Devamını Oku

  • CÜZ’İ: Azdan olan. Parçaya âit olan. Biraz. Pek az. Kıymetsiz. Mühim olmayan. Esasa ait olmayan. Cüz’e âit olan. Külli olmayan. Devamını Oku

  • İLLÂ: (İstisnâ edatıdır) Maadâ, olmadığı suretle, alel-husus, mutlaka, illâ, meğer, aksi hâlde, ne olursa olsun, bâhusus, ancak (gibi mânalara gelir). Devamını Oku

  • İLLÂ: (İstisnâ edatıdır) Maadâ, olmadığı suretle, alel-husus, mutlaka, illâ, meğer, aksi hâlde, ne olursa olsun, bâhusus, ancak (gibi mânalara gelir). Devamını Oku

  • İ’LAN (İLÂN): Belli etmek. Yaymak. Herkese duyurmak. * Gazetelerde veya sokaklarda duvarlara kâğıt yapıştırarak ticari bir iş, bir adres veya başka bir şeyi herkese bildirme. * Açığa vurma, yayma, meydana çıkarma. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar