HÜSN-Ü TEDBİR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HÜSN-Ü TEDBİR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HÜSN-Ü TEDBİR: İyi düşünülerek tutulan yol. Tefekkür ile tasmim etmek, ihtiyar olunacak meslek ve harekete karar vermek. * Bir kimseden bir haberi nakil ve rivâyet eylemek. * Bir şeye iyi muvaffak olmak için o işe muvafık ve hesaplı hareket etmek.

HÜSN-Ü TEDBİR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SU-İ TEDBİR: Yanlış tedbir. Kötü yol. Tam düşünüşle, akıllıca hareket etmeyiş. Devamını Oku

  • TEDBİR: Bir şeyi te’min edecek veya def’ edecek yol. * Cenab-ı Hakk’ın Hakîm ismine uygun hareket, riayet. * Bir şeyde muvaffakiyet için lâzım gelen hazırlık. Devamını Oku

  • TEDBİH: Muti etmek, itaat ettirmek, boyun eğdirmek. Devamını Oku

  • TEHEVVÜR: Korkusuzlukla düşünmeden hareket etmek. Sonunu düşünmeden birden bire karar vermek. * Kuvve-i gadabiyenin ifrat mertebesi; maddi mânevi hiçbir şeyden korkmamak hâleti. Devamını Oku

  • HÜKM: (Hüküm) Karar. Emir. Kuvvet. Hâkimlik. Amirlik. * İrade. Kumanda. Nüfuz. * Kadılık etmek. * Tesir. Cari olmak. * Makam. * Bir dâvanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden so a varılan karar. * Man: Fikirler ve tasavvurlar arasındaki râbıtayı tasdik veya inkâr etmek. Devamını Oku

  • TEDBİB: Yumuşak etmek. * Sür’atle gitmek, hızla gitmek. Devamını Oku

  • TEFEKKÜR: Fikretmek. Düşünmek. Fikri harekete getirmek.(Tefekkür, gafleti izale eder. Dikkat, teemmül; evham zulümâtını dağıtıyor. Lâkin nefsinde, bâtınında, hususi ahvâlinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilât ile tetkikat yap. Fakat afâkî, haricî, umumî ahvalâta teemmül ettiğin vakit sathî, icmalî düşün, tafsilâta geçme. Çünkü icmalde, fezlekede olan kıymet ve güzellik, tafsilâtında yoktur. Hem de âfâkî tefekkür, dipsiz Devamını Oku

  • TEDEBBÜR: Bir şeyin sonunu düşünmek, tefekkür etmek. Müdebbir olmak, tedbirli olmak. * Arkasını dönmek. Devamını Oku

  • FÂSIK-I MÜTECÂHİR: Açıktan açığa kimseden sıkılmadan günah işleyen. İşlediği günah ile övünen günahkâr kimse. (Böylelerin aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz.) Devamını Oku

  • İSTİBSAR: Basiretli olmak. Düşünceli, hesaplı ve dikkatli iş yapmak ve hareket etmek. Devamını Oku

  • REMA: Bir yerde ikamet eylemek. * Ziyade olmak. * Riba, faiz. * Bir haberi zan ile anlayıp idrak etmek. Devamını Oku

  • MÜTEFEKKİR: Düşünen, derin mes’eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan. * Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili. (Bak: Tefekkür) Devamını Oku

  • TEDBİC: Rükuda başı çok eğme. Devamını Oku

  • RÜ’YET: Görmek, bakmak. İdare etmek. Göz ile veya kalb gözü ile görmek. * Akıl ile müşahede derecesinde bilmek, idrak etmek, tefekkür etmek, düşünmek. * Araştırmak. Devamını Oku

  • HASR-I FİKİR: Bir şeye bütün fikrini vermek ve başka şeyle meşgul olmamak tarzı ve düsturu ile o şeyde veya meslekte mütehassıs ve muvaffak olmaya çalışmak. Bütün fikri çalışmayı bir şey üzerinde toplamak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar