HİZBULLAH Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HİZBULLAH kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HİZBULLAH: Allah için din uğrunda ciddi gayret sâhibi olan ve din düşmanlarıyla aslâ hakiki dost olmayan mücahid cemaat. "Hizb-ül Kur'an" tabiri de aynı mânada kullanılır. (Kur'an-ı Kerim'de 5:56 ve 58:22 âyetlerinde zikredilir.)

HİZBULLAH ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HİMMET: Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı Hakk’a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım. (Bak: Mahiyet)Himmet kelimesinin çok geçtiği bir ders:(S – Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?C Devamını Oku

  • MÜTEŞABİH(E): Birbirine benzeyenler. * Fık: Mânası açık olmayan âyet ve hadis. Kur’an-ı Kerim’in ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri. “Muhkem” olmayan âyet veya hadis. * Zâhirî mânası kastedilmeyen ve teşbih ve temsil yoluyla hakikatlerin beyanında kullanılan ifade. Devamını Oku

  • ZÂHİRÎ: (Zâhiriyye) Görünüşte olduğu gibi. Zâhire âit ve müteallik. Asıl ve hakiki olmayan. * Zâhiriyyun mezhebine âit olan. (Bak: Zâhir) Devamını Oku

  • HİZB-ÜL KUR’AN: Kur’an Cemaatı. Kur’an’a ciddi ve samimi olarak bağlanıp, ona hizmet için mücahidane bir surette çalışan ve fenâlıklardan korunan müslümanların topluluğu ve cereyanı. * Kur’an’ın bir cüz’ünün dörtte biri. * Zikir ve dua için Kur’an’dan alınmış bir kısım âyetler. Devamını Oku

  • HİKMET-İ İLÂHİYE: Allah’ın hikmeti. Mahlûkatın yaratılışında Allah’ın gayeleri. Devamını Oku

  • GAYRET-İ CÂHİLİYE: Körü körüne uğraşmak. Allah’ın razı olmadığı lüzumsuz şeylere kıymet vererek didinmek. Devamını Oku

  • HÂFIZ-I HAKİKÎ: Hakiki ve tam muhafaza eden. (Allah) Devamını Oku

  • SÂHİB-İ HÂNE: Ev sâhibi. Sahib-ül beyt. Devamını Oku

  • SÂHİB-İ HÂNE: Ev sâhibi. Sahib-ül beyt. Devamını Oku

  • DOST: (C.: Dostân) f. Sevilen insan, muhib, yâr. * Erkek veya kadın sevgili, mâşuk, mahbub, mâşuka, mahbube. * Hakiki dost ve âşıkların ve âriflerin âşık oldukları Allah. Devamını Oku

  • MEŞİET-İ HÂSSA-İ İLÂHİYYE: Allah’a ait, O’na mahsus meşiet, dilek, arzu ve işler. Devamını Oku

  • VÂHİD: Bir, tek, biricik. Eşi, benzeri, cüz’ü, parçası olmayan Allah (C.C.) Ferid. Devamını Oku

  • HİSSEDAR: Hisse sâhibi, hissesi olan. Devamını Oku

  • HÂCEGÂN-I DİVAN-I HÜMAYUN: Eskiden devlet dairelerindeki yazı işlerinin başında ve bir takım mühim memuriyetlerde bulunanlar hakkında kullanılan bir tâbirdi. İkinci Mahmud zamanında yenilikler yapılıp memuriyete mahsus rütbeler ihdas olunurken hâcegânlık da rütbe sayılmış ve bunlara ait nişanla, resmi günlerde giyecekleri elbise de tâyin olunmuştu. Bu suretle hâcegân-ı divân-ı hümâyun tâbiri de tarihe karışmıştı. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • HÂCEGÂN-I DİVAN-I HÜMAYUN: Eskiden devlet dairelerindeki yazı işlerinin başında ve bir takım mühim memuriyetlerde bulunanlar hakkında kullanılan bir tâbirdi. İkinci Mahmud zamanında yenilikler yapılıp memuriyete mahsus rütbeler ihdas olunurken hâcegânlık da rütbe sayılmış ve bunlara ait nişanla, resmi günlerde giyecekleri elbise de tâyin olunmuştu. Bu suretle hâcegân-ı divân-ı hümâyun tâbiri de tarihe karışmıştı. (O.T.D.S.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar