HİMMET Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HİMMET kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HİMMET: Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı Hakk'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım. (Bak: Mahiyet)Himmet kelimesinin çok geçtiği bir ders:(S - Zindan-ı atalete düştüğümüzün sebebi nedir?C - Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedid olan ye's rast gelir. Kuvve-i maneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı $ kılıcını istimal ediniz. So a müzahametsiz olan hakkın hizmetinin yerini zapt eden meylüttefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür. Siz $ hakikatını o düşmana gönderiniz. So a da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz $ yu siper ediniz. So a da, medeni-i bittab' olduğundan ebnâ-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramağa mükellef olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar. Siz de: $ olan mücahid-i âli-himmeti mübarezesine çıkarınız. So a başkasının tekâsülünden görenek fırsat bulup, hücum edip belini kırar. Siz de: $ olan hısn-ı hasîni himmete melce' ediniz. So a da acz ve nefsin itimadsızlığından neş'et eden ve işi birbirine bırakmak olan düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Size de: $ olan hakikat-ı şâhikayı üzerine çıkarınız. Tâ o düşmanın eli o himmetin dâmenine yetişmesin. So a Allah'ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir. Himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de: $ olan kâr-âşinâ ve vazife-şinas olan hakikatı gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin. So a umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası olan meylürrahat geliyor. Himmeti kaydeder, zindan-ı sefalete atar. Siz de: $ olan mücahid-i âli-cenabı, o cellâd-ı sehhara gönderiniz. Evet size meşakkatta büyük rahat var. Zira fıtratı müteheyyiç olan insanın rahatı yalnız sa'y ve cidaldedir.)(Münazarat) (Velilerin himmetleri, imdatları, manevî fiilleriyle feyiz vermeleri, hâlî veya fiilî bir duadır. Hâdî, Mugîs, Muîn ancak Allah'dır. Fakat insanda öyle bir lâtife, öyle bir hâlet vardır ki, o lâtife lisaniyle her ne sual edilirse velev ki fâsık da olsun Cenab-ı Hak o lâtifeye hürmeten o matlubu yerine getirir. O lâtife pek uzaktan bana göründü ise de teşhis edemedim. M.N.)

HİMMET ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AB-YÂRÎ-İ HİMMET: Korumak için yapılan yardım, himmet yardımı. Devamını Oku

  • AB-YÂRÎ-İ HİMMETİNİZLE: Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde. Devamını Oku

  • BÂLÂHİMMET: f. Himmeti fazla olan kimse. Devamını Oku

  • ULÜVV-Ü HİMMET: Yüksek himmetlilik, gayret ve himmeti çok olmak. (Bak: Himmet) Devamını Oku

  • ŞEDD-İ NİTAK-I HİMMET: Himmet kuşağını kuşanma. İşe ciddi, gayretle sarılma. Devamını Oku

  • EHL-İ ZİMMET: İslâm Devletinin tâbiiyetinden olan Hıristiyanlar. İslâm Devleti tarafından korunan müslümandan başka kimse. Zimmi. Devamını Oku

  • ZİMMET: Himayeyi te’min eden ittifak. * Borç. * Alâkalı. * Uhde. * Vicdan. * Mes’uliyet. * Üst. Üstte olan şey. * Koruma zorunda kalma. Devamını Oku

  • ÜMMET: Cemaat, kavim, taife. * Bir hâkim milletin ashabından olan hey’et-i içtimaiye. * Bir peygambere inanıp onun yolundan giden insanların hepsi. Bir peygamberin Hakka davet ettiği cemaat. * Bir dille konuşan millet. * Arkasına düşülecek bir cemaat veya tarikat. Devamını Oku

  • AKD-İ ZİMMET: İslâmlarla muharebe etmiş veya eden bir şahsın veya bir cemaatın İslâm ahd u emânını, yani tâbiiyyetini kabul etmesi. Devamını Oku

  • İCMA-İ ÜMMET: Ist: Aynı asırda yaşamış olan İslâm âlimlerinden müctehid olanların, şeriatın bir mes’elesi hakkında verilen hükümde birleşmeleridir. Devamını Oku

  • FARÎZA-İ ZİMMET: Yapılması mutlaka boynumuza borç olan vazife. Devamını Oku

  • SÜMMET-TEDARİK: So adan, başka yerlerden tedarik edilmiş olan. So adan düşünülmüş, uydurulmuş. Devamını Oku

  • DUN-HİMMET: Gayretsizlik, himmetsizlik. (Bak: Himmet.) Devamını Oku

  • İHTİLAF-I RE’Y-İ ÜMMET: Ümmetin re’y ayrılığı. Halkın fikirlerinin başka başka olması. Devamını Oku

  • CÜMMET: Suyun biriktiği yer. * Başta toplanan saç. * Omuzlara inen saç. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar