HEVES Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

HEVES kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HEVES: Gelip geçici istek. Nefsin hoşuna gitmek. Devran edip gezmek. Akıl ile olmayıp nefis ile olan istek.

Sponsorlu Bağlantılar

HEVES ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HEVESÂT-I NEFSÂNİYE: Nefsin hevesleri, arzuları ve kötü istekleri. Devamını Oku

  • PÜR-HEVES: f. Çok hevesli. Heves dolu. Devamını Oku

  • HEVA VÜ HEVES: Zevk ve şehvetler. Boş ve geçici şeyler. Devamını Oku

  • HEVA: İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici olan heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları. Devamını Oku

  • ŞEHVET: Hevâ-yı nefsin meyli ve arzusu. * Bir şeyi fazla istemek. * Cinsî istek. Mahbube için olan istek, iştiha. (Yemek, içmek, uyumak da şehvetin şubelerindendir.)Kudsi Hadis’te Cenab-ı Hak buyuruyor: “Ey benim için şehvetini bırakıp gençliğini bana veren genç! Sen meleklerin bir kısmı gibisin.” Devamını Oku

  • MÜŞAHEDAT: (Müşahede. C.) Gözle görülen şeyler. * Görüşler. * Keşifle seyredilenler. * Man: Mücerret his ile kat’iyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler.(Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük, vücudunda zerre miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicab olur. Evet, müşahedemle sabittir ki: Kat’î, yakînî bürhanlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük Devamını Oku

  • HAVAÎ: (C.: Havâiyât) Havaya âit ve müteallik. Hava ile alâkalı. * Heves ve nefis hesabına olan, boşuna veya çirkin. Günahlı iş. Nefsâni hâl ve hareketler. Devamını Oku

  • ARZU-MENDÎ: f. Taleb, istek, arzu, heves. Devamını Oku

  • SEVDA: f. Fazla sevgi sebebiyle meydana gelen bir çeşit hastalık. Aşk. * Hırs. Tama. * Heves, istek. *Siyah. * Balgamdan, kandan ve safradan başka vücuddan çıkan bir nevi ifrazat. * Gam. Keder, Sıkıntı. Devamını Oku

  • NEFS-İ MARDİYE (MARZİYYE): Kusurlarını bilen, kendisinden râzı olunan nefis. Rabbinin indinde makbul olan nefis. Devamını Oku

  • RAKRAKA: Su dökmek. * Su gelip gitmek. * Parlamak. * Suyun akması. Devamını Oku

  • RABITA-İ MEVT: Ölümünü düşünüp dünyanın fani olduğunu mülâhaza edip nefsin desiselerinden kurtulmak. Devamını Oku

  • HAK-PEREST: f. Doğruluktan ayrılmayan, doğruluğu ciddi ve samimi seven. Hakka iman eden ve hak üzere âmil olan.(Fenn-i âdâb ve ilm-i münazaranın üleması mabeynindeki hakperestlik ve insaf düsturu olan şu: “Eğer bir mes’elenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına taraftar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse; ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır.” Hem zarar Devamını Oku

  • İMTİNA': Feragat edip geri durma. * Muvafakat etmeme. Çekinme. İstememe. Yapmama. * İmkânsızlık, mümkün olmayış. Devamını Oku

  • TUMUR: Aşağı sıçramak. * Doldurmak. * Seyahat edip gitmek. * Defnetmek, gömmek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar