HAZİNE-MÂNDE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HAZİNE-MÂNDE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HAZİNE-MÂNDE: f. Şahıs üzerinden kaydı silinerek devlet hazinesine kalan mal veya para.

HAZİNE-MÂNDE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HAVÂSS-I HÜMAYUN: Tar: Osmanlı İmparatorluğunun fütuhat devirlerinde (yükselme devri) fethedilen araziden devlet hazinesine ayrılan kısım. Her yer zaptedildikçe, arazi: timar, zeamet ve has namıyla üç sınıfa ayrılırdı. Meselâ 250 köyden müteşekkil bir sancağın 100-150 köyü ikişer üçer köy olarak 40-50 tımara ayrılır, harpte başarı gösteren askerlere dağıtılırdı. Kalanı zeamet ve has itibar edilerek bundan vezirlere, Devamını Oku

  • HAZİNE-İ ÂMİRE: Tar: Para işlerini yönetmek üzere kurulmuş olan müesseselerden birinin adı. Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrelerinde para işleri “Beytülmal” denilen ve “Defterdar” adı verilen bir memurun idaresinde iken, so aları teşkil olunan yeni idarelere göre çeşitli adlar verilmiştir. Hazine-i âmire, devlet kasası yerinde de kullanılırdı. Devamını Oku

  • HAZİNE-İ DEVLET: Devlet hazinesi. Maliye idaresi. Devamını Oku

  • MUHASSASAT: (Muhassas. C.) Devlet bütçesinden, devlet dâireleri için ayrılan para. * Bir kimseye verilmiş olan maaş veya tayın. Devamını Oku

  • MİRÎ: Devlete âid. Devlet hazinesine mensub. Devamını Oku

  • BURS: Fr. Devlet veya bazı müessese yahut şahıslarca tahsil veya ilmî tetkik için gerekli masraflara kullanmak üzere verilen para. Devamını Oku

  • HAZİNE-İ HÂSSA: Osmanlı İmparatorluğu zamanında devlet bütçesinden padişaha maaş sağlayan ve saraya ait gelirlerin toplandığı malî bir müessese. Devamını Oku

  • İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları Devamını Oku

  • DİYET: Kan bedeli. Yaralanan veya öldürülen bir kimse için en yakın vârisine ödenmesi şer’an hükmolunan para veya mal. Can pahası. * Para, değer. Kıymet. Devamını Oku

  • DİYET: Kan bedeli. Yaralanan veya öldürülen bir kimse için en yakın vârisine ödenmesi şer’an hükmolunan para veya mal. Can pahası. * Para, değer. Kıymet. Devamını Oku

  • BORSA: (Ticarette) Vasıfları belli ölçülere uyan yani standartlaştırılabilen malların örnekleri üzerinden alım satımının yapıldığı devlet kontrolü altında teşkilâtlanmış pazar yeri. Devamını Oku

  • FİDYE: Herhangi bir farzından birini yerine getirmeye gücü olmayan bir kimsenin Cenâb-ı Hak’tan özür dilemek kasdı ile, verdiği para veya sadaka. * Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. * Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği. Devamını Oku

  • HAZÎRE: Etrafında duvar veya çit bulunan ağıl, bahçe. * Mezarlık. Devamını Oku

  • VEZNE: Tartı. Terazi. * Tartı yeri. Eskiden altun ve gümüş paralar sayı ile olduğu gibi tartıyla da alınıp verildiği için bu tabir meydana gelmiştir. Para alınıp verilen yer mânasında da kullanılır. Devlet daireleri ile büyük müesseselerde para alıp veren memura Veznedar denir. * Barut yuvası. Devamını Oku

  • MÜLTEZİM: Bir şeyi kendi üzerine lâzım eden; iltizam eden, üzerine alan, deruhte eden. Devlet hazinesine maktu, muayyen vergi verip bir kısım memleketlerin aşar gibi varidatının tahsilini üzerine alan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar