HAMMAMÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HAMMAMÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HAMMAMÎ: Hamam idare eden adam veya kadın. Hamamcı.

HAMMAMÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HAMMAM: Banyo, hamam. Devamını Oku

  • HAMMAMİYYE: Edb: Divan Edebiyatında giriş kısmı hamam eğlencesi tasvirine tahsis olunan kaside. Devamını Oku

  • DİKTATÖR: Fr. Mevcut kanunları çiğneyerek, örf ve adalet esaslarına aykırı olarak, devleti keyfine göre idare eden devlet adamı. Müstebid. Devamını Oku

  • ADEM-İ MERKEZİYYET: Bir idâri taksimattaki parçaların (vilâyet, belediye ve köy) muayyen hususlarda kendi kendilerine idare yetkileri. Bir yere bağlı olmaksızın veya bir yerden idare edilmeksizin olan muamele. Bütün kısım ve şubelerin kendi kendilerini idare tarzı. Devamını Oku

  • KURNE: Sivri veya tümsek şey. * Hamam kurnası. Kurna. Devamını Oku

  • FÂSIK: (Fısk. dan) Günahkâr. Hak yolundan hâriç olan. Allah’ın emirlerine karşı zıt hareket eden. Büyük günahı işleyen veya küçük günahta ısrar eden kimse.(Ey bedbaht fâsık adam! Fâsıkların kesretine bakıp aldanma ve “ekseriyetin efkârı benimle beraberdir” deme! Çünki fâsık adam, fıskı istiyerek ve bizzat taleb edip girmemiş; belki içine düşmüş çıkamıyor… Hiç bir fâsık yoktur ki, Devamını Oku

  • VASİ: (Vesâyet. den) Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye me’mur edilen kimse. Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta olan bir kimsenin malını idare eden kimse. Devamını Oku

  • DAİRE: Resmi hükümet makamlarından her biri. * Yazıhane. * Büyük bir idare adamının makamı. * Ev veya apartman katı. * Bir manevi te’sirin hükmü geçtiği mahal. * Sınır içi. * Büro, büyük ev, konak. * Çember, düz yuvarlak şekil. * Mat: Merkezden aynı uzaklıktaki noktaların çevirdiği düzlük parçası. * Hezimet ve musibet. Beliye-i muhita. * Devamını Oku

  • ÖRFÎ İDARE: (İdare-i örfî) Askerî kuvvete ihtiyacı gerektiren ve cemiyet hayatında zuhur eden müşkil hallerde vaktin icablarına göre ve vaziyet düzelinceye kadar sivil idare yerine askeri idare konması. Sıkı yönetim. Devamını Oku

  • SİYASET: Memleket idare etme san’atı. Devlet idare tarzı. * Dünya ve âhirette necatlarına sebeb olacak bir yola, insanları irşad ile beşeriyetin salâhına çalışmak. * Diplomatlık. Politika. * Seyislik, at idare işleriyle uğraşma. (Bak: Hilafet) Devamını Oku

  • MUSAHHİR-ÜŞ ŞEMSİ VE-L KAMER: Güneş’i ve Ay’ı teshir eden, istediği şekilde idare eden Cenab-ı Hak (C.C.) Devamını Oku

  • KAVVAM: Nezaret ve muhafaza eden kimse. İşlerin mes’uliyetini üzerine alıp iyi idare eden. Devamını Oku

  • AMÂİR: (Amâyir) (İmâret. C.) İmâretler. Mâmur etmeler. * Sâlih fakirlerin veya kendisini idare edemiyen veya çalışamıyan talebe-i ulumun, fukarâ-i sâlihînin iâşesinin te’min edilmeleri. Devamını Oku

  • TESNİYE: Vasıflandırma. * Gr: Arapçada bir kelimenin iki şeye delâlet etmesi hâli, kelimeyi iki şeye delâlet ettiren siga. Bu şekil kelimenin sonuna “elif-nun” veya “ye-nun” getirilerek yapılır. Meselâ: Recul: Adam. İki adam demek için: Reculân () veya Reculeyn () denir. Devamını Oku

  • MÜSELLİM: (Selm. den) Teslim eden, veren. * Tar: Eyalet valileriyle sancak mutasarrıflarının uhdelerinde bulunan yerlerin idaresine memuR edilen kimseler. Vali ve mutasarrıflardan uhdesine tevcih olunan iki yerden mühim olanında kendisi oturur, diğerini gönderdiği adam idare ederdi. Yine bunlar tarafından bir kazanın varidatını tahsil için gönderilen memurlara da “mütesellim” denilirdi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar