HADIYD Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

HADIYD kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

HADIYD: (Hazîz) Oturaklı, mütemekkin, yer. * Dağ eteği. Zir. Alçak yer. * Koz: Ayın veya başka bir seyyarenin mahreki üzerinde dünyaya en yakın bir mesafede bulunan nokta. Dünya ile diğer seyyarelerin güneşin merkezinden en uzak oldukları bir nokta.

HADIYD ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ESLEB: İnsanın vücudunda veya yüzünde bulunan ben, nokta. * Süprüntü, moloz. Devamını Oku

  • LEVHA: Üzerinde yazı veya resim bulunan, duvara asılacak kâğıt. * Bir sayfanın üzerindeki kalın yazı. Devamını Oku

  • KUTR (KUTUR): Taraf. Canib. * Nahiye. Mahal. Arzın veya semânın bir ciheti. * Çap. * Bölük. Bölge. * Geo: Dairenin merkezinden geçip onu iki müsavi kısma bölen doğru parçası, çap. Devamını Oku

  • DEVİR: (Devr) (C: Edvâr) Nakil. Birisinin uhdesinden diğerinin uhdesine geçirmek. * Bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek. Geçmiş dersleri hatırlama. * Bir şeyin çevresinde dolaşmak. Dönme. * Seyahat. Bir memleketi dolaşmak. * Bir şeyin kendi mihveri üzerinde dönmesi. * Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli. * Bir şeyin diğerine teslimi. * Devamını Oku

  • RABB: Sâhib, mâlik, seyyid. Cenab-ı Hak (C.C.) * Besleyen, yetiştiren, terbiye eden. Müstahik. Hüdâvend. (Kur’an-ı Kerim’de bu “Rabb” ismi ile Cenab-ı Hak 846 def’a zikredilir.) (Bak: Âlem)( Yâni : Herbir cüz’ü bir âlem mesabesinde bulunan şu âlemi bütün eczasiyle terbiye ve yıldızlar hükmünde olan o cüz’lerin zerratını kemal-i intizamla tahrik eder. Evet Cenab-ı Hak herşey Devamını Oku

  • MÜZ (MÜNZÜ): Gr: Harf-i cer oldukları zaman (Fi: ) vazifesini görürler. Zarf veya isim olduklarında ismin başına gelirlerse kendileri mübteda, so a gelen haber olur. Fiilin başına gelirlerse kendilerinden önceki bir fiilin mef’ulünfihi olarak mahallen mensub bulunurlar. Devamını Oku

  • KUSVA: Son derecede bulunan. * Son, nihayet. * Son sınır. Erişilecek olan en son nokta. Devamını Oku

  • EMR-İ İLAHÎ: Allah’ın emri. Mc: Ölüm.(Ubudiyet, emr-i İlahîye ve rıza-yı İlahîye bakar. Ubudiyetin dâisi, emr-i İlahî ve neticesi rıza-yı Hak’tır. Semeratı ve fevaidi, uhreviyedir. Fakat ille-i gaiyye olmamak, hem kasden istenilmemek şartıyla, dünyaya ait faideler ve kendi kendine terettüp eden ve istenilmiyerek verilen semereler, ubudiyete münafi olmaz. Belki zaifler için müşevvik ve müreccih hükmüne geçerler. Devamını Oku

  • MASLAK: Su yolu üzerinde bulunan su haznesi. * Dâima akan su borusu. * Büyük yalak. Devamını Oku

  • GERGEDAN: Burnu üzerinde boynuzu bulunan ve file benzeyen vahşi bir hayvan. Devamını Oku

  • ESEDÎ: Arslana aid. * Üzerinde arslan resmi bulunan mâdeni para. Devamını Oku

  • MÜTEBAİD: Uzaklaşan. Bir birinden uzak bulunan. Devamını Oku

  • ŞAHİDE: (Müe.) Kadın şâhid. * Mezar taşı. * Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek motifi bulunan baş ve ayak taşları. * f. Dilber, güzel. Devamını Oku

  • HULEYME: (C.: Huleymât) Memecik. * Ciltte, bilhassa dil üzerinde bulunan küçük kabarcıkların beheri. Devamını Oku

  • MAİDE: Yemek sofrası. Üzerinde nimetler bulunan sofra. Ziyafet. * Kur’an’ın 5. Suresinin adıdır ve Medine-i Münevvere’de nâzil olmuştur. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar