GULAMİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

GULAMİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

GULAMİYE: Tar: Cizye ve diğer vergileri tahsil edenlerin topladıkları paraların hazine veznesine teslim edilişi esnasında cizye veya vergi harç pusulalarının her biri için kendilerine verilen tahsil âidatı.

GULAMİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • GULAM: Genç, delikanlı. Bıyığı henüz bitmemiş genç. * Esir, hizmetçi, köle. Devamını Oku

  • İANE-İ ASKERİYE: Tanzimattan so a cizye yerine Hristiyan tebeadan alınan vergi. Bu vergi so adan “bedel-i askerî” adını almış ve 1908 Temmuz inkılâbına kadar devam etmiştir. Devamını Oku

  • MUHAKEME-İ GIYABİYE: Dâvâcılardan biri veya her ikisi de bulunmadıkları hâlde mahkemece verilen karar. Devamını Oku

  • İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları Devamını Oku

  • İANE-İ CİHADİYE: Muharebe zamanında harbin icab ettirdiği fazla masrafları karşılamak ve yardım olmak için halktan alınan paralar. Miktarı, her mahallin iktidarı derecesine göre kaza ve liva üzerine merkezden tertib ve “tevzi defterleri”ne maktu’ miktar olarak konulurdu. Bu çeşit vergi ve ianeler Tanzimat’tan so a kaldırılmıştır. Devamını Oku

  • DUHULİYE: Eskiden, satılmak üzere şehir ve kasabalara getirilen her cins ticaret malından alınan vergi. * Bir yere girmek için verilen para. Devamını Oku

  • İŞARET-İ ÂLİYE: Tar: Şeyh-ül islâm, defterdar ve yeniçeri ağası gibi maiyyet memurlarından biri tarafından yazılan takrir veya ilam üzerine sadrazamın kabul veya red şeklinde yazdığı yazı. * Sadaret makamından çıkan emirler. Devamını Oku

  • İHZARİYE: Aleyhine açılan dâva münasebetiyle getirilen şahıslardan, gönderilen mübaşir veya muhzirin masrafı karşılığı olarak tahsil edilen para. İhzariyeye mübaşir ve muhzirin at ve araba masrafından başka yemek, içmek gibi şahsî masrafları da ilâve edilirdi. * Birinin mahkemeye çağrılması için yazılan yazı. Devamını Oku

  • CEBRİYE: Cüz’i irâdeyi inkâr edenlerin bâtıl mezhebi. Devamını Oku

  • MÜRURİYE: Bir köprüden veya yabancı memleketden geçerken verilen para. Devamını Oku

  • İ’LAMAT-I ŞER’İYE MÜMEYYİZİ: Şeyh-ül İslâm kapısındaki fetvahanenin üç kaleminden biri olan “İlâmat Odası”nın başındaki memurun ünvanı idi. Kadılar tarafından verilen ilâmları tetkik vazifesiyle mükellef olduğu için, bu memuriyete, ulemadan tanınmış olanlar tâyin edilirdi. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • FEVZİYE: Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması üzerine II.Sultan Mahmud tarafından eski odalar mevkiine verilen isimdir. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması esnasında, yeni odalar Kara Cehennem’in attığı yağlı paçavralarla yanmış, eski odalar da ocağın ilgasından birkaç gün so a yıktırılmıştır. Gerek yanan ve gerekse yıkılan yerlerin vaziyetlerinin tâyini hakkında Sadrazam Selim Mehmed Paşa’nın, Padişaha arzettiği telhis üzerine, Sultan Mahmud, yeni Devamını Oku

  • İLMİYE RİCALİ: İlmiye tarikinin yüksek tabakasına verilen addır. Bunun yerine “ricâl-i ilmiye” tabiri de kullanılırdı. İlmiye mensubları cübbe ile sokağa çıktıkları halde ilmiye ricali lata yahut biniş giyerlerdi. Devamını Oku

  • ARZ-I A’ŞÂRİYE: Öşür (onda bir vergi) veren memleket. Devamını Oku

  • RÜŞDİYE: Eskiden orta tahsil derecesindeki mektep. * Rüşde dair. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar