GAZZ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

GAZZ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

GAZZ: (Gadd) Utancından dolayı önüne bakmak. * Bir şeyin miktarını eksiltmek. * Hurmanın tomurcuğu. * Zerafet sâhibi. * Yeni buzağı.

Sponsorlu Bağlantılar

GAZZ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • HUKEŞAN: f. Tar: Hacı Bektaş şeyhinin Yeniçeri Ocağı nezdindeki vekiline mahsus doksandokuzuncu ortaya 1591 senesinde tâyin olunan Bektaşi müritleri hakkında kullanılır bir tâbirdi. Yeniçeri ocağından yiyip içen ve yeniçeri odalarında yatıp kalkan bu duacıların vazifeleri sabah akşam ordunun selâmet ve muvaffakiyetine dua etmekti. Bunun haricinde merasim esnasında bunlardan sekiz tanesi, yeniçeri ağasının atının önünde yeşil Devamını Oku

  • ÇAŞNİ: Çeşni, lezzet, tad. Yemeğin tadına bakmak için ağza alınan miktar, tadımlık. Devamını Oku

  • MUTASALLİF: Haddinden, iktidarından hâriç fazilet ve zerafet iddiasında bulunan. Şarlatan. Devamını Oku

  • MA’BUDİYYET: Mâbud oluş. Kendine ibâdet edilmeğe lâyık olan, ki bu sıfat ancak Allah’a mahsustur. Uluhiyyet.(İşte şu vaziyette bir insana hakiki ma’bud olacak; yalnız, her şeyin dizgini elinde, her şeyin hazinesi yanında, her şeyin yanında nâzır, her mekânda hâzır, mekândan münezzeh, aczden müberra, kusurdan mukaddes, nakstan muallâ bir Kadir-i Zülcelâl, bir Rahim-i Zülcemâl, bir Hakîm-i Zülkemâl Devamını Oku

  • İSTİZRAF: (Zerafet. den) Zarif görünme, incelik gösterme. Zerafet gösterme. Devamını Oku

  • BAHARİYYE: Edb: Birini övmek için yazılan ve bahar tasviriyle başlayan kaside. * Tar : Yeniçeri ağasından itibaren padişah tarafından Yeniçeri kâtibiyle ocak ağalarına verilen baharlık. Devamını Oku

  • VÂHİD-İ KIYASÎ: Bir şeyin miktarını ve sair hususiyetlerini ölçmek için kendi cinsinden değişmez olarak tayin edilen parça veya miktar. Meselâ: Uzunluğun “vâhid-i kıyasîsi” metredir. Hava tazyiklerinin ve sıcaklıklarınınki de derecedir. Devamını Oku

  • ŞEZR: Kızgınlık ve hiddetten dolayı gözucuyla bakmak. Devamını Oku

  • TEVE’UR: Bir şeyin güçlenerek halli ve yenilmesi müşkil olması. * Bir hususta çetin zorlukla karşılaşmak. * Konuşanın çapraşık söylemesinden ve anlaşılmadığından dolayı, dinleyenin hayrette kalması. Devamını Oku

  • TALA': (C.: Etlâ) Geyik buzağısı. * Çatal tırnaklı hayvanların yavrusu. * Buzağının ayağını bağladıkları ip. * Şahıs. Devamını Oku

  • FEVZİYE: Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması üzerine II.Sultan Mahmud tarafından eski odalar mevkiine verilen isimdir. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması esnasında, yeni odalar Kara Cehennem’in attığı yağlı paçavralarla yanmış, eski odalar da ocağın ilgasından birkaç gün so a yıktırılmıştır. Gerek yanan ve gerekse yıkılan yerlerin vaziyetlerinin tâyini hakkında Sadrazam Selim Mehmed Paşa’nın, Padişaha arzettiği telhis üzerine, Sultan Mahmud, yeni Devamını Oku

  • MEŞDEN: (C: Meşâdin) Buzağısı büyük olup anasından müstağni olan dişi geyik. Devamını Oku

  • MALİK: Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. * Her şeyin sâhibi olan Allah. * Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı. Devamını Oku

  • MENZUF: Susuzluktan dolayı dili kurumuş kimse. * Kan kaybından dolayı dermansız ve güçsüz kalmış olan insan. Devamını Oku

  • GEDİKLİ: t. Tar: Yeniçeri efradı arasında eskilikleri dolayısıyla imtiyazlı olanlar. Bunlar diğer yeniçerilerden ayrılmak için bellerine seraser denilen kumaştan kuşak sararlardı. * Yıkık, çentikli ve düşük yeri olan. * Mülk olduğu halde vakfa ait bir tarafı olan. * Deniz assubayı ki, eskiden yükselerek subay olabilirdi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar